Suudi Arabistan İzlenimleri

Sonradan gelen ek: Suudi Arabistan İzlenimlerini ilk kez, 5. ziyaretim sonrası 3 yıl kadar önce yazmıştım. Daha sonra 5 kere daha ziyaret şansım oldu. Elbette her ziyarette, her deneyimde olumlu ve olumsuz bazı yeni gözlemlerim oluyor. Bunları yazıya eklemezsem de ülkeye ve halkına karşı haksızlık yapmış olurum. Ama geçmiş gözlemlerimi de yazıdan çıkarmak istemiyorum. Bu nedenle yazının arasında ara ara italik olarak sonradan edindiğim izlenimleri de paylaşıyor olacağım.  Suudi Arabistan yazısında bazı olumsuz deneyimlerimden de bahsediyorum ki bu konuda kimisi gerçekçi ve objektif, kimsisi fanatizm içeren yorumlar, geri dönüşler aldım. Yaşadığım, gözlemlediğim olumsuzlukları genellemek, tüm ülkeye veya halka atfetmek haksızlık olur, bunu kabul ediyorum. Ama yaşadığımı söylediğim her şeyi yaşadım, gördüm. Suudi devletine veya halkına saygısızlık yapmamaya çalışarak samimi görüşlerimi paylaşmaya çalıştım. Bu yazıdaki hiçbir kısım, aynen diğer yazılarımdaki gibi siyasi görüş içermiyor.

Geldik Arabistan’a. Şimdi ne desem, nasıl desem, bu ülkeyi nasıl güzel anılarla anlatsam bilemiyorum. Bu giriş bile sizlere Suudi Arabistan deneyimlerim için neler hissettiğim hakkında ipucu vermeli. Arabistan’a gidenler sadece iki amaçla gidiyor diyebiliriz. Ya dini ziyaretler ya da iş. Zira bu ikisi dışında herhangi bir gitme sebebi barındıran bir memleket değil. Hadi bir de, varsa akraba ziyareti sebep olabilir ama bu durumda benim gözümde yarı Arabistanlı sayılırsınız ve bizden değilsiniz demektir.

Ben ziyaret edip görmedim ama Kızıldeniz kıyısında güzel tatil köyleri olduğu söyleniyor. (*)

Benim tüm ziyaretlerim iş amaçlıydı ve gözlemlerim bu bağlamda yapıldı. Umre veya Hac amaçlı giden kişilerle konuştuğumda ise, ya seyahat amaçlarından kaynaklanan ruhani haller ya da tur organizasyonun rotası ve rutini nedeni ile benden pek farklı hisler ve gözlemlerle döndüklerini duyuyorum. En objektif olanları bile benimle aynı şeyleri görmelerine rağmen “Ama olsun, çoooook güzeldi herşey” diyerek bitiriyor. 2 yılda 5 kere gittiğim bu sıcak ülke hakkındaki görüşlerimi, ilk dört ziyaretim ve son sefer olarak iki ayrı gruba ayırabiliriz. Hani son sefer olmasa eminim çok daha sevimli şeyler yazacaktım ama kendileri kaşındılar.

İlk İzlenimler

İlk seyahatimi Suudi Havayolları ile yaptım. Uçağın 5’de 4’ü ihrama bürünmüş umre yolcularından oluşuyordu. İhram üzerinde hiçbir dikiş bulunmayan, beyaz, havlu dokusunda, umre ve hac ibadetlerini yerine getiren erkek müminlerin giydiği kıyafet. Genelde iki parça büyük havlu gibi düşünebilirsiniz. Birini belinize sarıyorsunuz, diğerini omzunuza. Üzerinde hiç dikiş bulunmaması gerektiğinden havlunun kenarlarından iplikler sürekli dökülüyor. Dikiş bulunmaması kefenle sembolik bir bağ kurulması için koyulmuş bir kural sanırım. Ayakkabıda da dikiş olmaması gerektiği için genelde plastik ve geçmeli bir sistemle tek parça duran terlikler giyiliyor. Biraz tartışmalı veya muallak bir konu olsa da bana söylenen bu kıyafeti Cidde’ye varmadan kendi ülkenizde giymeniz gerekiyormuş. (Bir kısım insan, normal kıyafetlerle gidip orada da giyinebiliyor). Buraya kadar her şey normal. Yanıma ihramlı bir arkadaş oturdu. Sorun yok. Güzel güzel gittik. Eee anormal olan nedir o zaman derseniz, vardıktan 5 gün sonra öğrendim ki ihram sadece görünen parçalardan oluşuyormuş. Yani o belinize sardığınız havlunun altına bir şey giyilemiyormuş. Önce Araplar benimle dalga geçiyor sandım. Meğer dalga malga geçmiyorlarmış. Onca adam beline sardığı havlunun düşmeyeceğine güvenerek rahat rahat geziyormuş. Aklıma ilk olarak 4 saat beraber uçtuğumuz “donsuz” arkadaş geldi. Bu bilgiyi test etme şansım olmadığı için halen benimle dalga geçilmediğini kabul ederek yazıyorum bu yazıyı. İlk kez Arabistan’a gidiyorum, ilk kez Suudi Havayolları uçağına biniyorum, kafamda sadece duyduklarım ve okuduklarım var, ne ile karşılaşacağımı da bilmiyorum, ondan sürekli etrafıma bakıp kadın var mı, hostesler erkek mi, güvenlik videosunda animasyondaki can yeleğini giyen kadının başı örtülü mü diye görmeye çalışıyorum. Öyle bir merak hali vardı yani. Cevaplar: İlginçtir ki Suudi havayollarında bir tane bayan hostes vardı. Tabi ki Arap değil ama olsun, bayan çalıştırıyor olmaları şaşırttı. Güvenlik anonsu önce bir dua ve Kuran’dan ayetle başlıyor. Duayı takiben gösterilen videodaki herkes erkek, hatta Arap erkeği. Sadece çarpma anında korkup kendi bacaklarına sarılan adam takım elbise kravat takmış. Yoksa bir Arap cool tavrını bozup üzerindeki sivri cisimleri çıkarıp bacaklarına sarılmaz diye düşünmüş olmalılar. Suudi Havayollarında umre dışı hiç bayan yolcu yoktu. Ama diğer uçuşlarımı THY ile yaptım ve birçok bayan yolcu olduğunu gördüm. Hatta birçok Türk olmayan yabancı transit bayan yolcu vardı. İkinci gidişimde kabarık saçlı sarışın bir Avrupalıyı gözüme kestirmiştim. Bakalım inerken nasıl inecek diye görmek istemiştim. Uçak aprona gelince herkes gibi siyah kıyafetini giydi. Siyah başörtüsünü merdivene kadar omzunda tuttu. Uçaktan dışarı adım atarken başını da örttü ve indi. Suudi Havayolları uçağında bir Eddie Murphy filmi oynatıldı. Tabi film özel seçilmiş. Filmde sadece Eddie ve küçük kızı vardı neredeyse. Bir iki sahne dışında pek kadın oyuncu yoktu. Kadın bulunan sahnelerde oyuncuların saçları açıktı. Demek ki o kadar da sıkı değilmiş dedim kendi kendime. Ama bir sahnede Eddie’nin ayrıldığı karısı ile konuşması vardı ki, karısı kapıyı açıyor üstünde bir tshirt var, ama o neee, tshirt bir omzunu açıkta bırakmış. Töbe töbe dedim. Ama Suudiler boş durmamış, hemen o omzu mozaiklemiş, ki abdestimiz bozulmasın. THY dahil, Suudi Arabistan seferlerinde alkollü içki servisi yapılamıyor.

İnsanlar

Bu başlığı Suudiler, Kadınlar ve İnsanlar diye üç alt başlığa ayırmam gerekli. Bu cümlenin üzerine Suudiler veya kadınlar insan değil mi diyeceksiniz. Önce okuyun sonra bu soruya siz cevap verin.

Suudiler

Suudi Arabistan’da bir Suudi görme şansınız, çölde kutup ayısı görme şansınızdan biraz daha fazla. Ama sadece “biraz” fazla. İlk önce Araplarla Suudileri ayırmayı öğrenmelisiniz. Arap dediğinizde Yemenlisi de Arap, Ummanlısı da Arap, Suriyelisi de Arap. Ama Suudi dediğinizde ise sadece Arapsınız demek değil, özel bir kavminden geliyorsunuz demek. Bu nedenle sadece Suudiler Suudi Arabistan vatandaşı olabiliyor. Diyelim ki 3 nesildir bu ülkede doğup yaşıyorsun, hatta hayat boyu yurtdışına çıkmamış hep bu ülkede yaşamışsın, yine de Suudi pasaportu alamıyorsun. Her iki yılda bir vize alman gerekiyor. Bu vatandaş olamama durumuna bir Suudi ile evlenmek, mal mülk sahibi olmak, çocuk doğurmak gibi olaylar da çözüm değil. Kısaca “Ancak Suudi doğulur, sonradan olunmaz” kuralı geçerli. Suudi’ler kendilerini sadece diğer Araplardan değil, diğer tüm milletlerden üstün görüyorlar. Üstün görmek dediğim sadece öyle bir his değil, üstün olduklarına o kadar eminler ki, direkt söylemeleri haricinde her hallerinden anlıyorsunuz. Bir Suudi’yi başka bir Arap’tan ayırmanın en kolay yolu kıyafetine bakmak değil yürüyüşüne bakmaktır. Çünkü hemen hemen tüm Araplar aynı beyaz entariyi giyiyor. Ama tüm dünya bana hizmet etmek için yaratılmıştır edasıyla yürüyenler Suudi, bunun dışında kalanlar ise sadece Arap’tır. Bu anlattıklarımla durumun ciddiyetini tam olarak anladığınız konusunda şüphelerim var. O nedenle en baştan, detaylı anlatayım. Bir Suudi, kendisinin Allah tarafından seçilmiş insan olduğunu düşünüyor. Ve günlük yaşamlarında da gördükleri her şey bu düşüncesini doğruluyor. Kendisi dünyadaki en kutsal bölgede yaşıyor ve bütün dünya kendi yaşadığı yerde ibadet için sıra beklemek zorunda. Peygamber bunca kavim varken kendi kavminden çıkmış. Allah kendilerine bütün dünyadaki en önemli kaynağı hediye etmiş, bastıkları toprağın altını petrolle doldurmuş. Hiçbir şekilde çalışmasına gerek yok çünkü devlet zaten para veriyor ki buna bile gerek yok çünkü zaten aileden zengin. Bildiği, gördüğü tüm milletler sadece kendine hizmet için yaşıyor, çünkü etrafındaki herkes ona öyle davranıyor. Kendisine anlatılan her şeyde bu algısını desteklediği için bir Suudi kendisini çok ayrıcalıklı ve tanrı tarafından seçilmiş olarak görüyor. Suudi’ler pratikte çalışmıyorlar. Arap şirketlerin sahipleri her zaman bir Suudi. Şirketin CEO’su ya İngiliz ya da Amerikalı. Bu iki milleti diğer batılılara göre biraz daha çok tutuyorlar. Orta kademe yöneticiler genelde Avrupalı. Mühendisler Alman, İtalyan bazen Türk. Fabrikada çalışanlar ise Hintli, Filipinli, Yemenli, Filistinli, Ummanlı. Toplumdaki güç mesafesi o kadar yüksek ki, ast üst arasında çok kuvvetli bir otoriter yapı var. Hele bu Suudi patron seviyesine çıkınca ilişki dengesi Amerikalı CEO’yu bir yüzbaşı, Suudi patronu bir general rütbesindeymiş gibi davrandırıyor. Patronlar yılda bir bilemedin iki kere gelip şirketlerini denetliyormuş. Bana anlatılan şöyle bir hikaye var. Bir Suudi, bir otel yaptırılmasını emrediyor. Plan, proje derken 45 katlı otelin temel atma töreni zamanı geliyor. Patron ilk o zaman arzı endam edip temel atma törenini izliyor. 1 yıl kadar sonra kaba inşaat bitmişken hadi gidip bakayım bizim oğlanlar ne yapmış diyor. Bir geliyor, ne görsün? Kendi 45 katlı otelinin biraz ilerisinde başka bir otel inşaatı. Soruyor “Bu nedir?” diye. Amerikalı CEO kem küm ederek açıklıyor. “Efendim o da xxx oteli olacak. Bizden 2 ay sonra inşaatı başladı”. Patron soruyor, “Kaç katlı olacakmış o?”. CEO: “53 katlı efendim”. Patron bozuluyor. “Benim otelimden daha yüksek yani, hmmm. Benim otelimin 60 katlı olmasını istiyorum” diyor ve limuzinine binerek uzaklaşırken zavallı CEO sadece “Emredersiniz efendim” diyebiliyor. Hemen yönetim kurulu toplanıyor. Naparız, ne ederiz diye tartışıyorlar. Kaba inşaat bitmiş. Temel 45 kata göre hesaplanmış, 15 kat fazlayı kaldırmaz. Patrona bu durumu açıklasak mı falan derken patronu tanıyan aklıselim biri herkesi uyarıyor. “Saçmalamayın, patronu böyle bir ayrıntı için mi rahatsız edeceksiniz? 60 kat istediyse bunu yıkıp baştan 60 katlı yapacaz”. Daha ülkenin dinamiklerini çözememiş birkaç saf Alman “Eeee milyonlarca Euro harcandı, olacak şey mi bu” demişler. Cevap “Patronu 10 milyon euroluk bir detay için rahatsız edemezsiniz. Hepinizi kovar ve 60 katı başkalarına yaptırır” olmuş. Sonuç 45 katı yıkıp sıfırdan 60 katlı oteli yapmışlar. Patron gelmiş açmış. Şimdi karşısında ezilerek sadece ellerini önlerinde kavuşturan Amerikalılara alışık bu adam, tüm dünyanın kendisine hizmet etmek için yaratılmış olduğunu ve kendinin seçilmiş, hatta bir doğum hakkıyla doğmuş biri olduğunu düşünmesinde ne yapsın. Hadi bu patron, diğer Suudi’ler ne alemde diyorsanız, onlarında afiyeti yerinde. Sıradan çalışan bir Suudi vatandaşı istediği zaman, istediği süreyle, sebepsiz işe gitmeme hakkına sahip. Yani bu adam sabah uyandı, “Offff bugün hava çok sıcak, hiç işe gidesim yok” dedi. İşe gitmeyebilir. İki gün üst üstede gitmeyebilir. Beş gün üst üstede gitmeyebilir. 15 gün üst üstede gitmeyebilir. Hadi bu gitmiyor, işvereni de bu vatandaşı arayıp “Hayırdır neden gelmiyorsun” diyemiyor, yaptırım uygulayamıyor. Durum bu olunca doğal olarak kimse Suudi çalıştırmaz olmuş. Kral bu soruna el atmış ve kanunen 100 kişiden daha fazla kişiyi istihdam eden her firma %30 Suudi çalıştırmak zorundadır demiş. Kanuna uyup Suudi çalıştıran şirketlerde her gün 10-20 eksikle iş götürmeye çalışmış. Ama doğa kendi dengesini şöyle bulmuş. 150 kişiye mi ihtiyacınız var? 150 tane Hintli 45 tane de Suudi’yi işe alıyorsunuz. Bu 45 Suudi’ye aman işe gelme ben her ay maaşını yatıracam diyorsunuz. İşveren mutlu, Suudi mutlu, kral mutlu. Hatta bizzat şahit oldum, bu Suudi sözde mühendislerden birinin evde canı sıkılmış sanırım, kalkmış 18 ay sonra işe gelmiş. Adama sen ofiste otur çay iç, kahve iç ama sakın üretim sahasına inme, makinelere dokunma, bozarsın dediler. Suudi’ler son derece kaba ve saygısız insanlar. Misal siz bir markette kasada kuyruktasınız. Bir Suudi geliyor, insanları elleriyle ite ite öne geçiyor ve kasada işini görüp gidiyor. Sıra, kuyruk, yabancı, misafir diye düşünmüyor. Kendisi herkesten öncelikli ve ona göre davranıyor.

Yukarıda yazdığım örneklerin geçerliliğinin yanında, son zamanlarda başka bir Suudi profili ile sık sık tanışmaya başladım. Bu profildeki Suudilerin hepsi yurtdışında, genellikle de Amerika Birleşik Devletlerinde eğitim görmüş, kısa olmayan bir süre orada yaşamış ama daha sonra ülkesine dönmüş ve kendi memleketinde iş yapan/yapmaya çalışan 40 yaş altı insanlardan oluşuyor. Kimisi baba parası ile okumuş, gelmiş insanlar olsa da en az yarısının gerçekten girmesi zor üniversiteleri bitirmiş, başarılı insanlar olduğunu gördüm. İyi bir eğitim, elinin altındaki iyi kaynaklar ve özgüven birleşince oldukça başarılı iş adamları olmuşlar. Kibarlık, medenilik ve çalışkanlık açısından yazının genelindeki Suudi profilinden çok daha farklılar. Ancak şu da var ki; bu insanlarla yaptığım görüşmelerin %99’u Suudi Arabistan dışındaki bir ülkede oldu. Bu insanların kendi ülkesinde başka insanlara nasıl davrandığını görme şansım olmadı. Londra’daki bir Suudi işadamı kendisine kahve getiren insana çok kibar davranıyor, doğru. Acaba evinde öyle mi olacak, bilemiyorum.

Kadınlar

Eminim ki “kadınlar” neden ayrı bir başlık diye hiçbiriniz sormayacaksınız. Dünya üzerinde kadın olmanın daha zor olduğu başka bir ülke yoktur diye düşünüyorum. Kağıt üstünde bile bizim anladığımız anlamda birey yerine koyulmuyorlar. Hemen hiçbir hakları yok. Aslında gözlemlerim, okuduklarımdan biraz farklı. Yine bana söylenen odur ki; Cidde, Mekke ve Medine’deki durum Suudi Arabistan’ın geri kalanından oldukça farklıymış. Başta Mekke olmak üzere dini ziyaretlerin hedefi olan yerlerdeki uygulama Hz. Muhammed döneminden kalma ve o zamanlar kadınların durumu şimdiki gibi değilmiş. Hayatın içinde, toplumla karışan, birlikte ibadet eden bireylermiş. Tüm Suudi Arabistan’da kadınla erkeğin rahat rahat birlikte bulunabildiği tek mekan var, o da Kabe. Mekke ve Medine, Umre ve Hac ziyaretine gelenler nedeni ile biraz esnek. Cidde’de uluslararası iş merkezi olduğu için nispeten daha serbestçe. Ama Riyad ve geri kalan şehirlerde benim okuduğum kurallar hala sıkı sıkı uygulanıyormuş. Önce kendi gözlemlerimi anlatayım arkasından okuduğum veya bana anlatılan birkaç detayı da paylaşmak istiyorum. Ülkedeki temel kural şu sanırım; Erkeklerle kadınlar görüşemez, bir arada bulunamaz. İlk uygulama restoranlarda. Yemek yenen veya kahve içilen her yer bekarlar ve aileler olarak iki ayrı bölümü barındırmak zorunda ve bu iki bölümün girişleri bile tamamen ayrı olmalı. Ben sadece bekarlar bölümünü gördüğüm için aile bölümü nasıl bir yer bilemiyorum. Yemyeşil ovalar, şelaleler mi var yoksa aynı bizim gibi kös kös oturan insanlar mı var orası meçhul. Bu kural o kadar sıkı ki, sadece restoranlar değil küçücük Starbucks’larda da, oturacak yeri bile olmayan McDonald’s larda da aynı ciddiyette uygulanıyor. Bu aile olayının da detayları var. Kim aile, kim değil bilmeniz lazım. Bir kadınla aynı ortamda bulunuyor olmanızın şartları şunlar. Ya da tersinden soralım, bir dişi şu er kişilerle aynı ortamda bulunabilir. Eğer bu erkek kişi babası, kardeşi, kocası, oğlu ise sorun yok. Bunlar dışındaki birisi ile aile kısmına girecekse kendi kocası ve o adamın karısı da aynı mekanda olmak zorunda. Bu son cümleyi açmam gerek ki kurallar ne kadar mantıklı siz de anlayın. Evli bir çift ve bir bekar adam birlikte yemek yiyemez, kahve içemez. Çünkü o bekar adamla, yanında kocası olan kadının bir ilişki kurabilmesi ihtimali var, o nedenle yasak. Ancak bekar adam yanında karısını (veya karılarını) getirirse birlikte aile kısmına girebilirler. Olay bu kadar mantıklı yani. Son ziyaretimde Perşembe akşamı ülkenin en büyük alışveriş merkezine gitme gafletinde bulundum. Meğer Perşembe ve Cumaları içeriye sadece aileler alınıyormuş. Koskoca alışveriş merkezini kadınlar hamamı gibi kapatmışlar. Tabi ki kapıdan döndüm. Bunu görmedim ve görme şansım da yok ama okuduklarım diyor ki bir kadın yanında yukarıda saydığım 4 erkekten biri olmadan sokağa da çıkamaz, alışverişe bile gidemez. Ama ben Cidde’de etrafta tek başlarına dolaşan birçok kadın gördüm. Bu kural biraz esnetilmiş sanırım. Okuduğum yazılara göre diğer şehirlerde özellikle kırsal kesimlerde bu kural hala çok sıkı uygulanıyormuş ve bazı durumlarda bu kural kadınlar için hayati sorunlara yol açabiliyormuş. Ailesi olmayan ve kocası ölmüş kadınlar ülke içinde ciddi sorunmuş. Çünkü babası, kardeşi, kocası veya oğlu olmayan bu kadın sokağa çıkamıyor. Birileri kendisine yiyecek getirmese açlıktan ölecek derecede çevresine bağımlı durumdaymış. Bu kadınların hayatta tek bir amacı kalıyormuş. Geçici nikah yapıp, hamile kalmak bir erkek çocuk doğurmak. Hamile kaldı ve kız çocuk doğdu ise sorun devam ediyor. Evde iki kız oturuyorlar. Sonra tekrar deniyorlar. Ama eğer bir oğlu olursa isterse 1 aylık olsun, o kadın o bebekle tam özgürlüğe sahip bir insan olarak sokağa çıkabiliyor. Çünkü kendisine oğlu eşlik ediyor oluyor. Oğlu 1 aylık ama olsun. 2 santimlik bir et parçası annesinin hayatını kökünden değiştiriyor. Dediğim gibi tüm bu okuduklarımın aksine Cidde’de yanlarında erkek olmadan sokakta yürüyen çok sayıda kadın gördüm.

İnsanlar

Gelelim diğer insanlara. Şehrin güzel diye nitelendirilecek kısımlarında yaşayanlar yine Araplar. Batılı yabancılar veya genel olarak gayrimüslimler compound denilen özel sitelerde yaşıyorlar. Yoksa bu kadar kariyerli İngiliz, Amerikalı, Avrupalı para için bile olsa her şeylerini bırakıp burada yaşayamazlardı. Hadi erkekler çalışıyor, dışarı çıkıyor, iş yerinde sosyalleşiyor ama ailelerinin durumu çok daha zor. Bu feci durumu bir nebze azaltmak için bu compoundlar yapılmış. Compound dedim şey 5 metre yüksekliğinde duvarla çevrilmiş, ortada bir yüzme havuzu etrafına serpiştirilmiş 4-5 tane süper lüks villadan ibaret bir sitecik. Ama bu sitede sadece yabancı aileler yaşayabiliyor ve o yüksek duvarlar içerisinde Suudi Arabistan’a ait hiçbir kural uygulanmıyor. Eşleri çalışan yabancı kadınlar kendi aralarında ve bu duvarlar arasında özgürlüğü hissetmeye çalışıyor. Compoundlar içerisinde şarap, bira, votka yapımı çok yaygınmış. Bu yabancılar kendi yaptıkları alkollü içecekleri rahatça tüketebiliyormuş. Ama compound dışına alkol çıkarmak pek mümkün değil. Alkolün her türlüsü bildiğiniz üzere yasak. Tüketmek veya tüketme amaçlı bulundurmanın cezası nispeten çok büyük değil. Biraz para, biraz kırbaç, biraz hapis, o kadar. Ama alkolü satma amaçlı bulundurmak, satmak, ülkeye sokmak veya genel adıyla alkol kaçakçılığının cezası idam. İdam da Cuma namazından sonra bir meydanda kafanızın kılıçla kesilmesi eylemi ile icra ediliyor. Buna rağmen hala alkol kaçakçılığı var. Bir taksi şoförü bana istersem alkol veya kadın temin edebileceğini söyledi. Ben de teşekkür ettim. İdam lafı açılmışken ilginç bir bilgi vermek isterim. Yukarıda belirttiğim gibi Suudi Arabistan’da idam cezası cuma namazından sonra, bazı belirli meydanlarda suçlunun kafasının kılıçla kesilmesi ile vuku buluyor, tek bir istisna haricinde. O istisna da kafası kesilecek suçlunun kraliyet ailesinden birisi olması durumu. İdam olayı kraliyet ailesi söz konusu olunca biraz değişiyor. Öyle sandığınız gibi af falan değil. Eğer soylu biri idam edilecekse kafası normal bir kılıçla değil som altından bir kılıçla kesiliyor. 🙂 Ne kadar güzel değil mi? Gayrimüslim yabancılar dışında kalan orta-üst sınıf diye nitelendirebileceğiniz insanlar yine Arap. Gözüme çarpan iyi durumdaki Arapların çoğu Yemenli. Cidde geceleri beklenmeyecek kadar canlı. Kızıldeniz kıyısında aileler veya erkek grupları kendi çaplarında eğleniyor. Yaptıkları şey bir halıyı kaldırıma koyup üzerinde çay içmek. Bu bir adam, 3-4 kadın, 10 kadar çocuktan oluşan bir grupta olabiliyor, 30 yaş altında ele ele tutuşan yeni evli bir çift te olabiliyor ama genelde 7-8 kadar orta yaş üstü erkek oluyor. İlginçtir en az dört beş defa bu 7-8 kadar orta yaş üstü erkek grubu yanlarından geçerken bizi de çay içmeye davet etti. Bu insanlar hiç beklemediğiniz bir anda, birden çok sıcak kanlı da davranıp sizi şaşırtabiliyorlar. İlk gördüğümde hiç alakasız bir kaldırımın ortasına halıyı serip oturan insanlar garip gelmişti ama şehirde bir park, yeşillik, çimen olmadığını düşününce çok da anormal gelmemeye başlıyor. Çünkü o kaldırım dışındaki alanlar bildiğin toprak. Üzerinde bir bitki örtüsü olmadığı için de alabildiğine tozlu bir toprak. Gerçi kaldırım daha az tozlu değil ama ne bileyim bu adamlar toprağa oturmuyor. Hele Ramazan ayında şehirdeki canlılık doruğa çıkıyor. Sabah saat 3’de yolda yürünmeyecek kadar kalabalık sokaklar, caddeler görebiliyorsunuz Ramazan’da. Çünkü bu adamlar oruç tutarken çalışmıyorlar. İftara doğru caddelerde trafik kilitleniyor. İftar sonrası gene bir sakinlik oluyor. Derken yatsı namazı sonrası sahura kadar herkes kendini dışarıya atıyor. Bu eğlence hayatı için de aynı, iş hayatı için de. Gündüz çalışmayan insanlar yatsıdan sahura kadar bayağı bayağı çalışıyor. Sabah 3’de bizimle toplantı yapmak isteyen, kabul etmeyince de ısrar eden densizler olmadı değil. O saatte dışarı çıkıp kalabalığı görünce gerçekten şaşırıyorsunuz.

(*) Sabiler

İslami Bebek

İslami Bebek

Hadi size bonus olarak 4. başlıkta çocuklardan bahsedeyim. Çocukların durumu büyüklerden çok da farklı değil. Kız çocukları bir yaştan sonra kapatılıyor. Bu yaşın ne olduğunu bilmiyorum. Etrafta 6-7 yaşından daha büyük açık çocuk görmedim. Ama abartıp 3 yaşında kapatılmış çocuklar da dikkatimi çekti. Suudiler birini veya bir şeyi kapatmak için kanlı canlı insan olma şartı aramadıkları için olsa gerek tüm oyuncaklar da tesettüre girmiş durumda. Barbi bebeklerin islami sürümleri vitrinleri dolduruyor. Tahminim odur ki reklamlarda kız veya oğlan fark etmeden çocuk kullanmak yasak. Mağazalardaki reklam afişlerinde eğer çocuk kullanılmışsa kafaları ya boyun hizasından kesilmiş ya da tamamen siyah bir daire ile kapatılmış durumda oluyor.

Yemekler

Yemek başlığında ilk anlatılması gereken yemeğin kendisi değil, yemeğe ulaşma süreci olmalı. Arabistan’da her ezan okunduğunda tüm dükkanlar kapanmak zorunda. Tabi bunlara restoranlar da dahil. Yani ezan okunduğu anda tüm kapılar kilitleniyor, panjurlar kapanıyor, içerideki ışıklar kısılıyor ve hangi namaz vakti olduğundan bağımsız olarak 45 dakika öyle kalıyor. Bu süre zarfında içeri girmek veya dışarı çıkmak yasak. Ama içeride kalırsanız yemek yemeye devam edebiliyorsunuz. Defalarca akşam yemeği için restorana giderken okunan ezana yakalanıp 40 dakika kaldırımda beklediğinizde bu işe bir çözüm bulmanız gerektiğini hemen anlıyorsunuz. Çözümün ilk adımı en kısa sürede ezan vakitlerini ezberlemeniz ve ayaklı imsakiyeye dönüşmeniz. Hemen ardından restorana kaç dakikada gidilir tecrübe etmeniz ve öğrenmeniz gerekli. Birazda trafiği tahmin edebilir hale geldinizmi ezana 5 dakika kala kendinizi içeri atıyorsunuz. Rahat rahat yemeğinizi yiyorsunuz, hatta çıktığınızda başka bir mekanda kahve bile içebiliyorsunuz çünkü siz yemek yerken tüm dükkanlar açılmış oluyor. Ne büyük mutluluk anlatamam. Tüm bu bilgilere sahip şekilde planlamayı yapmış olmanıza rağmen bazen işler beklenildiği gibi gitmeyebiliyor. Allahu Ekberi duyunca caddenin karşısındaki restorana girebilmek için kendimi caddeden geçen arabaların arasına atmışlığım vardır. Hem de sadece bir kere değil. Bu sahnelerin bir keresinde ben caddeyi geçerken arkamda kalan arkadaşımın “Ben geçemedim, sen kaç kendini kurtar beni düşünme” diye bağırdığını anımsıyorum. Özellikle akşam saatlerinde ikindi, akşam ve yatsı namazları arasındaki süre pek uzun değil. Nasılsa akşamı kaçırdım, biraz dolaşıp sonra geleyim diye çok uzaklaşmayın, paşa paşa 45 dakika kapının eşiğinde oturun. Zaten sizin gibi 3-5 yabancı birazdan size eşlik ediyor olacak ve canınız o kadar da sıkılmayacak. Orada ayaküstü hemen Arabistan hakkında dedikodu başlıyor. Eğer 45 dakika uzun biraz gezeyim sonra gelirim derseniz kaşla göz arasında yatsı da okunuyor ve yine kendinizi aç bil aç kapının önünde bekler buluyorsunuz. İş amaçlı bir turist olarak gidenler için yemek seçenekleri hem çok fazla, hem çok az. Amerika’daki her restoran zinciri Arabistan’da mevcut. Ülke bir çok açıdan Amerika’nın kopyası, tabi kötü bir kopya. Bu restoranların hemen hepsine gittim ve maalesef tüm seçenekler kızartma temelli ve o kadar yağlı ki, bir ziyarette aynı restorana ikinci kez gidemiyorsunuz. Aradan 4-5 ay geçince unutup tekrar hepsini bir kere daha ziyaret ediyorsunuz ve yine bir daha buraya gelmem diyorsunuz. Hafif olsun diye salata alıyorsunuz ama onun üstüne koydukları her şey yine kızarmış ve yağları damlıyor. Restoranlar Amerikan olunca sistemde anavatanına uymuş. Tüm içecekler ücretsiz tekrar dolduruluyor. Garsonların tavırları, sipariş aldıktan sonra mutlaka tekrar etmeleri, dekorasyonlar, menü tasarımları fazlaca Amerikanvari. Cidde’de 45 tane Pizza Hut 30 tane Baskins Robbins varmış. Gerçekten 30 metre arayla 3 tane Baskins Robins görebiliyorsunuz. Başka dikkatimi çeken bir ayrıntı da garsonların hepsinin Filipinli olması. Bunun mutlaka bir sebebi olmalı ama ben öğrenemedim. Birkaç ziyaret ve tüm restoran seçeneklerini denedikten sonra yerel yemekleri denemek istiyorsunuz. Ben Cidde’de doğmuş büyümüş birine nereye gidip yerel yemekler yiyebiliriz diye sordum. Adamcağız 5 dakika düşündü ve öyle bir yer yok dedi. Arap yemeklerini kadınlar yapıyor ve kadınlar çalışamadığı için dışarıda Arap yemekleri yapan bir yer olamıyor. Arap yemeğini ancak evlerde bulabiliyormuşsunuz. Son ziyaretimde yurt dışında ilk kez yaptığım bir şeyi yapıp bir Türk lokantasına gittim. Menüdeki yemeklerin adları biraz garip. Ya garsona soracaksınız ya da biraz geniş düşünüp tanıdık yemek isimlerine benzeteceksiniz. Derken servis başladı. İnanmayacaksınız ama salatası bile tanıdıktı. Birden keyiflendim. Üstüne güzel bir mercimek çorbası geldi. Yoksa bu içimdeki garip his sıla hasretimi falan diye düşünmeye başladım. Ama ardından hayatımda yediğim en ama en kötü döneri getirdiler. Döner bildiğiniz haşlanmış ete benziyordu. Nasıl olurda bir et o hale gelir anlamak zor. Gene de kısa süreli Türkiye’de olma hissini deneyimlemek adına güzel oldu. Suudi Arabistan ve yemek denilince atlanmaması gereken bir konuda Al Baik olmalı. Kentucky Fried Chicken’ın Arap versiyonu olan bu zincir o kadar popüler ki, KFC’yi ezmiş durumda. Şöyle de bir şehir efsanesi var. Al Baik (Bay Tavuk demekmiş) bir aileye ait. Gizli bir baharatlı sos formülleri varmış. O kadar gizliymiş ki her gece tüm fabrikadaki insanları dışarı çıkartıp içeri giren sahipleri tanklara bu sosu kendileri dolduruyormuş. Daha sonra makineler şırıngalarla tavuğun etine bu sosu zerk ediyormuş ve öyle kızartılıyormuş. Sonuçta tavuk gerçekten lezzetli. Yanında değişik sarımsaklı bir sos veriyorlar ki pek yakışıyor. Al Baik mevcut olduğu şehirlerde diğer tüm fastfood zincirini ezince bir sürü firma franchiseını almak istemiş. Yurtdışına çıkarmak istemişler. Ama aile gizli formülü elinden gider korkusu ile franchise olayına sıcak bakmamış ve ülkenin tamamına yayılamamış. Arabistan’a her giden mutlaka bir kere Al Baik yemeli. Son olarak ta yemeklerin yenilme şekline değinelim. Restoranlarda yemek yeme adetleri bizden farklı değil. Kahvaltıları otelde, akşam yemeklerini restoranda yediğim için farklı bir şey göreceksem bu öğlen yemeklerinde olabilirdi. Çalıştığım farklı fabrikalardan İsveç kökenli olanda beyaz yakalılarla birlikte yediğim için masada çatal bıçak vardı. Ancak yine de ortam ve standartlar düşüktü. Bu yemekhane söz konusu firmanın küresel standartları dışında olmakla beraber orta halli bir esnaf lokantası görüntüsünde bir yerdi. Ama bir Arap fabrikasında çalışırken öğle yemekleri için beni yemekhaneye sokmadılar. Her gün bana özel dışarıdan yemek geldi ve ayrı bir odada yemem istendi. Sebebini fabrikada işimi bitirip depolarında çalışmaya başlayınca anladım. Depoda ne bana özel yemek getirecek bir yer, ne de yemek yiyecek ayrı bir oda vardı. Bir konteyner içinde 30 kadar Hintli ve Arap ile öğle yemeği yedik. Fotoğraf çekemedim ama sahneyi detaylı anlatmaya çalışayım. Usul şu; 4 arkadaş bir masaya oturuyor. Birisi ağzına düğüm atılmış pilav dolu bir naylon poşeti masanın ortasına bırakıyor. Sonra ağzını açıp poşeti yırtıyorlar. Bir anda tabağa veya daha doğrusu tepsiye dönüşen torbanın üzerinde küçük bir tepe gibi duran pilavı şöyle elleriyle bir karıştırıyorlar. Karışınca ortaya çıkıyor ki o pilavın içinde et veya tavuk parçaları da var. Sonra 4 kişi elleriyle o pilava dalıyor. Yemek bitince de kalanları sıyırıp en son poşeti toplayıp masadan kalkıyorlar. Ne tabak ne çatal bulaşığı var. Burada öğünlerde pilav zorunluluk. Arap mutfağında en bilinen yemek nedir diye sorduğunuzda aldığınız cevap pilav ve haşlanmış et oluyor. Onun dışında yemek kültürü çok köklü değil. Burada insanlar kahveden daha çok çay seviyorlar. Gittiğiniz her yerde size çay ikram ediliyor. Ancak çayı demlerken içine şeker katıyorlar. Bir de size ikram ederken yanına şeker koyuyorlar. Sakın ola çayı tatmadan şeker atmayın. Zira demlenirken koydukları şeker, çayı bizim çok şekerli dediğimiz çaydan bile şekerli hale getiriyor. İngilizlerin girdiği her yer gibi burada da sütlü çay adeti var. Bir bardak sıcak sütün içine sallama çayı atıp sütlü çayın da sallamasını yapmaya başlamışlar.

Arabalar, Trafik ve Benzin

Gördüğüm en tehlikeli trafiği Arabistan’da gördüm ben. Hindistan, Pakistan kaotikti, kuralsızdı, çılgındı. Ama bir tane bile trafik kazası görmediğim gibi, bir yeri vuruk ezik araba da gözüme çarpmamıştı. Ama Cidde’deki ilk günlerimi hatırlıyorum, yolda yürüyorum pat yanımda bir kaza. Döndüm baktım ve yoluma devam ettim. Küt bir kaza daha. Sonra bir tane daha… İlk gecemde 3 tane trafik kazası görmüştüm. Devamında da bom boş yolda giden bir aracın bile hiç sebepsiz oraya buraya çarptığına şahit oldum. Özellikle Suudiler, paranın çokluğundan olsa gerek arabaları çizilecek, vurulacak diye düşünmüyorlar. Gayet dikkatsiz, kuralsız ve umarsız bir şekilde araba kullanıyorlar. Bu alışkanlık herkese geçmiş ve inanılmaz yüksek oranda trafik kazalarına şahit oluyorsunuz. Olaylar hiç te öyle büyümüyor. Eğer maddi hasarlı bir kaza ise çarpan da çarpılan da umursamıyor. Hemen her arabada birkaç hasar var. Tamponlar kırık, önü yanı vuruk. Suudiler ya ciplere ya da Cadillac, Lexus, Limuzin gibi lüks sedanlara biniyorlar. Hindistan’dan veya diğer Arap ülkelerinden gelen çalışanlar ise ortalama 20 yaşında, kaportası çürümüş, artık markasını bile anlayamadığım araçları kullanıyorlar. Ama bu arabaları genelde şehrin belirli kenar mahallelerinde görebiliyorsunuz. Geri kalan yerlerde ise yine Türkiye’ye göre lüks araçlar yoğunlukta. Trafikte dikkatimi çeken bir iki farklılık var. Arapların birçoğu araba kullanırken bağdaş kurmuş gibi ayaklarını topluyorlar. Şoför koltuğunda oturan kişinin sol dizini adamın göğsünde görüyorsunuz. Bir keresinde şoförün iki dizini de gördüm. Gaza frene kim basıyordu, neresiyle basıyordu onu bilmiyorum. Bu zengin insanlar, çuval dolusu para vererek aldıkları arabaları ilk günkü gibi kullanmayı seviyorlar. Ama bu ilk günkü gibi kullanmayı arabaya iyi bakma gibi algılamayın. Araba gümrüğe nasıl girdiyse 2 yıl sonra da aynı şekilde kullanılıyor. Yani tüm koltukları hala naylon torbalar içinde, orta konsoldaki metal/ahşap kısımlar strech filmle kaplı, dahası ve ilginci camlardaki tüm çıkartmalar sapsarı olsa bile camda duruyor. Buna ön camda duran a4 boyundaki ithalat belgeleri dahil. 5 yaşındaki araba da bile bu camlardaki kağıtların, barkodların duruyor olmasını anlamak mümkün değil. Fiyat etiketini çıkarmayıp hava atma isteği desem öyle bir halleri yok, tembellik desem tamam adamlar tembel ama birine çıkarttırıverir, uğursuzluk mu sayıyorlar ya da bilmediğim başka bir şey mi var öğrenemedim. Kanun gereği kadınlar araba kullanamıyorlar. Hatta kadınların arabada önde oturması da yasakmış ve arka koltukta oturmaları gerekiyormuş. Ama ben Cidde’de ön koltukta oturan birçok kadın gördüm. En azından siyah peçeli insan silueti gördüm diyelim. İçinde bir kadın olduğu kabullenmesi tamamen bana ait. Bu kadın şoför olamaması durumu ile ilgili bir anım var. Geçen sene Arabistan’daki kadınlar araba kullanmama durumunu bir gün boyunca protesto edip araba kullanacak diye haber çıkmıştı. O sırada İsviçre’de çalışıyordum ve birlikte çalıştığım Ukraynalı adam İsviçre’den önce Cidde fabrikasında 3 yıl çalışmış. Öğle yemeğinde konu Arabistan’a ve o gün yapılması gereken protestoya geldi. Konstantin’in yorumu önce güldürdü sonra düşündürdü. Adam direkt olarak “Ben Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanmıyor olmasını destekliyorum. Sadece erkekler kullanıyorken bile trafik yeterince tehlikeli” dedi. Sonra Arabistan’da çalışan ne kadar Avrupalı varsa hepsinin aynı şeyi söylediğine şahit oldum. Son olarak ta en acı konu olan benzin konusu var. Bu memlekette benzinin litresi 23 kuruştu. Ve bu son 4 yılda zamlanmış ve 3 katına çıkmış fiyatı. An itibari ile Türkiye’de litresinin 4.3 lira olduğunu kabul edersek bizden 15 kat daha ucuza benzin aldıklarını söyleyebiliriz. Benzin istasyonu işletmek pek karlı bir iş gibi görünmüyor burada. Tüm istasyonlar dökülüyor. Hayatımda gördüğüm en döküntü benzin pompalarını burada gördüm.

Vize

Dünya üzerinde aldığım en zor vize şüphesiz Suudi Arabistan vizesidir. 5 kere aldım ama her bir seferinde üçer kere garip sebeplerle reddedildi. Allah’ın hakkı 3’dür den gelen bir sayı olsa gerek, 3. denemeden sonra kesin olarak tek girişli bir vize bahşediliyor. Vize süreci genelde şöyle işliyor. Sizi davet eden firma Suudi Dışişleri Bakanlığından onaylı bir davetiye gönderiyor. Siz de Türkiye’deki Büyükelçiliğe başvuruyorsunuz. 1. başvuruya gelen cevap: Bu davetiyede ziyaret nedeni olarak “İş Ziyareti” yazıyor. Burada “Ticari Aktiviteler” yazmalı. Bakanlıktan tekrar davetiye çıkartılıyor. Tekrar başvuru yapılıyor. 2. başvuruya gelen cevap: Bu davetiyede ziyaret nedeni olarak “Ticari Aktiviteler” yazıyor. Burada “İş Toplantısı” yazmalı. Bakanlıktan tekrar davetiye çıkartılıyor. Tekrar başvuru yapılıyor. 3. başvuruya gelen cevap: Bu davetiyede ziyaret nedeni olarak “İş Toplantısı” yazıyor. Burada “İş Ziyareti” yazmalı. İlk aldığınız ama kabul edilmeyen davetiyeyi veriyorsunuz ve bu sefer size vize veriliyor. Bu süreç bire bir aynı şekilde ilk 4 ziyaretimde de tekrarlandı. Ama son ziyaretimde olay daha da ilginç hal aldı. İstedikleri ziyaret nedeni Suudi Dışişleri Bakanlığının Web sayfasındaki nedenler listesinde olmayan bir nedendi ve başvuru sırasında tıklanamıyordu. Bunu büyükelçiliğe anlatmak 2 hafta kadar sürdü. Umarım bu yazımı Suudi Konsolosluğundan biri okuyup beni kara listeye almaz da ileride vize almak için yeni taklalar atmak zorunda kalmam. (*) 6. ziyaret sonrası gelen güncelleme (25.10.2012): Kesin okumuşlar çünkü son seferde tam 7 kere red edildi başvurum. Red sebeplerinden bir tanesi “Seni davet eden firmanın iki ortağı var, tek ortaklı olsun” idi. Tamam dedim. Söylerim biri işi bırakır. 7. denemede vizeyi aldım, ama yetmedi. Suudi Konsolosluğundan gidiş tarihim için onay aldım, THY’den onay aldım, İzmir’den İstanbul-Cidde uçuşu için check in yaptırdım. Herşey normal. İstanbul’da uçağa binerken kapıda Suudi devletinden haber geldi, binişinize onay vermediler dediler, uçağa almadılar. 24 saat sonra Riyad’a girmemize izin verdiler. Oradan iç hatlarla gittim Cidde’ye.  Yani konu Suudi Arabistan olunca hiçbir şey garanti değil.

Mekke, Kabe ve Müslümanlık

İlk ziyaretimde Suudi Arabistan’a gitmişken belki bir daha göremem diye Kabe’yi de ziyaret etmek istedim. Nereden bilirdim ileride Kabe’ye bile IT projesi yapacağımızı ve her gidişimde zaten göreceğimi. Kendi Kabe ziyaretimi Arabistan’a Umre veya Hac için gelenlerin ziyareti ile karşılaştıramıyorum. İş nedenli ve kafanızda bir sürü ticari düşünce ile yapılan seyahat sırasındaki 4 saatlik Kabe ziyareti ile aylar önce başlayan hazırlıklarla, sadece Kabe’yi görme hayali ile yapılan bir ziyaretin kişi üzerindeki etkileri çok farklı olacaktır. Ama yine de güzel bir deneyimdi. İlk ziyaretim bana göre en güzel ziyaretimdi. Kurmaya gittiğim proje bitmişti ve son gecemde mesai saatinden sonra yerel bir amca bizi Mekke’ye götürdü. Gerek ilk olmasından, gerek havadan, gerek tam tavaf sırasında akşam ezanının okunması ve akabinde güneşin batıp ışıkların yanmasından bana diğer ziyaretlerime göre daha bir hoş gelmişti. Gelelim bu başlık altında gözüme takılanlara. Bir kere sizinle ilk tanışan herkes en çok 2 saat sonra Müslüman olup olmadığınızı soruyor. Bilmeyenlere notum olsun, bu sorunun cevabı “Yes” değil “Elhamdulillah” olmalı. Yes dediğinizde pek inanmıyorlar veya sallamıyorlar diyeyim. Akabinde Kabe’ye gittin mi, gidecek misin soruları geliyor. Cevabınız “İnşallah” olmalı. Burada cümle içinde “İnşallah”, “Maşallah” gibi kelimeleri kullandınız mı sizi iki kat seviyorlar. Hatırlıyorum da Kabe’nin başkanına (evet Kabe’nin bir başkanı var ve bazı zıpır arkadaşlarımın sandıkları gibi değil, Kabe’nin başkanı bir insan) yapacak olduğum çok önemli bir sunum vardı ve Kabe’ye kurulacak bir RFID sistemini kabul ettirmeye çalışıyordum. Toplantı öncesi kendime sunum sırasında en az 5 kere İnşallah 2 kere Maşallah deme kotası koymuştum. Ben her İnşallah dediğimde adamların gözleri parlıyordu Allah sizi inandırsın. İnşallahlar işe yaramış olacak ki projeyi de kabul ettirdim. Kabe’ye ilk gideceğimiz sefer bizi götürmeyi teklif eden insanlar bir süre sonra kendi içlerinde tartışmaya başladılar. Fazlaca tutucu olan yaşlıca bir amca bizim Kabe’ye gidemeyeceğimizi söyleyince olaylar iyice karıştı. Sebep olarak “Siz buraya Kabe ziyareti niyetiyle değil iş niyeti ile geldiniz, gidemezsiniz” dedi. Bizim gitmemizi isteyenler konunun etrafından dolaşıp bize “Buraya gelmeden içinizde hiç Kabe’ye gitme niyeti var mıydı? Fırsat olsa da görsem dediniz mi hiç?” gibi sorularla çıkış aradılar. Sorularının cevapları olumlu olmasına rağmen bu yaşlı adam “Katiyen olmaz” dediğinde kimse de ses çıkaramıyordu. Konu tam kilitlenmişken yaşlı ve inatçı amcanın hakkından gelen cümle şu oldu.” Sen böyle diyerek bu müminlerin sevap almasına engel oluyorsun, bu da günahtır” dedi birisi. O inatçı amca bu laftan öyle bir korktu ki bizi kendi arabası ile Mekke’ye götürdü ve getirdi. Mekke sınırında bir rahle üzerinde devasa bir Kuranı Kerim var ve altından geçiyorsunuz. Mekke şehir olarak Cidde’ye göre oldukça kötü durumda ve çirkin bir şehir. İlk ziyaretimde durum daha da vahimdi. Son 1.5 yıldır büyük bir proje ile Kabe’nin etrafındaki tüm evleri yıkıyorlar ve Mescidi Haram’ı 3 katına çıkartıyorlar. Zaten buraya giden insanların Mekke şehrini görme gibi amaçları yok. Herkesin hedefi belli. Kabe çevresinde gözle görülür bir iyilik alanı var gibi geldi bana ilk ziyaretimde. Ülkenin geri kalanında kaba olan Araplar bile orada birbirine gülümsüyor, yardım ediyor. Misal bizi getiren yaşlı ve inatçı amca arabasını park etmeye gitti, biz de Mescidi Haram’ın önünde bekliyoruz. Caddenin karşısında yaşlı, göbekli ve büyük ihtimal kulakları az duyan bir amca duruyor. Arkasında bir araba, park edecek ama amcaya sesini bir türlü duyuramıyor. Adama uzaktan el işareti yapıp arkasındaki arabayı gösterdim. Adam arkasını döndü arabayı gördü ve elinden geldiğince hızlı şekilde önünden çekildi, sonra bana dönüp gülümsedi ve el salladı. Neyse biz yaşlı ve inatçı ama günahtan korkan amcamızı bekliyoruz, bir baktım o şişman adam caddeyi geçmiş yanıma gelmiş, önce yanağımı okşadı, sonra “şükran” diyerek bana sarıldı. Tüm Arabistan’da gördüğüm en insani sahneydi. Kabe çevresinde dikkatimi çeken bir şey de uyuyan insanlardı. Tavaf alanında değil ama cami kısmında ben diyeyim yüzler siz deyin binlerce insan yerlere yatmış uyuyor. Ama öyle uzanma değil bayağı bayağı horlaya horlaya uyuyorlar. Bu görüntü bana biraz garip geldi. Akabinde ezan okununca hepsi bir anda ayağa kalkıp namaz kılıyorlar. Abdest kuralları burada bizden farklı sanırım. Kabe çevresinde tavaf edenler arasında anormal sayıda Türk var. Abartıyorum sanmayın ama bana göre %60’ından fazlası Türk’tü. Bu sadece benim gözlemim değil, yerel insanlarda aynı şeyi söylüyor. “Kabe’yi gören biri dünyadaki en kalabalık Müslüman topluluğunun Türkiye’de olduğunu sanır ama Türkiye’ye gidince herkes içki içiyor” diyerek bu adamların bir türlü çözemediği bu sorunsala da değinip benim gözlemimi doğruladılar. Tavaf süresince önünüzdeki, arkanızdaki, yanınızdaki kişiler Türkçe konuşuyor. Etrafınızda sürekli şöyle cümleler duyuyorsunuz; “Mehmet Abi buradan gel”, “Zeliha uzaklaşma”, “Muammer yavaş git, yakalayamıyorum”. İçlerinde kitap okuyarak dönenler de var, “Ay ne güzel bir yer, sana şükürler olsun ya Rabbim” diyen de. Mescidi Haram’dan çıkınca tam karşınızda sizi Mc Donald’s, hemen yanında da Kentucky Fried Chicken karşılıyor. Yanında da devasa gökdelenler ve yabancı otel zincirleri yer alıyor. Kabe’nin 20 metre ilerisine Mc Donald’s açılmasına izin verilmiş olması bence garip. Ramazan’da oruç diğer tüm ibadetler gibi zorunlu olarak uygulanıyor. Hiçbir yerde yiyecek veya içecek satılmıyor. Arap müşterileriniz size yabancısınız diye bile yemek vermiyorlar. Ama İsveç kökenli müşterim bizlere ve fabrikada çalışan yabancılara gizli bir odada yemek ikram etti. Yabancı iseniz gündüz saatlerinde oda servisi ile yemek siparişinizi kabul eden bazı oteller de var. Ama bunu kabul etmeyen oteller de varmış. Bir akşam tam iftar saati Dammam havaalanında uçağa binmeyi bekliyorum. İftara bir dakika kadar kaldı. Etrafımdaki insanlar yanlarında getirdikleri yemeklerini çıkardılar. Yemekten bir parça aldılar. Ağızlarını açtılar ve yemeği, hurmayı ağızlarının 3 santimetre önüne kadar getirdiler ve öylece ağızları açık vaziyette beklemeye başladılar. İlk defa böyle bir şey gördüm. Derken müezzin Allahu Ekberin “A”’sını söyler söylemez ilk lokmalarını ağızlarına attılar. Bu ne hız, bu ne acele anlamadım. Arabistan dönüşleri ayrı bir eğlence oluyor. Uçaklarda yine Umre grupları oluyor. Ama giderken birbirine yabancı olan o insanlar bir haftada iyice kaynaşmış oluyorlar ve nedense öyle bir neşeli oluyorlar ki anlatamam. Havaalanında ve uçakta bu grupları izlemek, pikniğe giden anaokulu sınıfındaki çocukları izlemekten farklı değil. O kadar neşeliler ki, yaptıkları anaokulu seviyesindeki esprilerine bile kızamıyorsunuz. (*) 6. ziyaret sonrası gelen güncelleme (25.10.2012): 6. ziyaretim özel olarak Mekke’ye idi. 7 gün Mescid-i Haram’da yani Kabe’de çalışıp yazılım ve donanımdan oluşan bir konum takip etme sistemi kurup insanları takip edecektik. 6 gün sürekli Kabe’de bulununca bir sürü farklı gözlemim oldu. İlk olarak Mekke’de otellerde bilmediğim bir adet varmış. Bunu öğrenmem biraz maceralı oldu. Kabe’nin hemen yanındaki bir otelde, odamdayım. Otele yerleşmişim, odamdaki ilk 15 dakikam. Odada tv kapalı, ayakta birşeylerle uğraşıyorum. Birden arkamdan fısır fısır bir ses geldi. Ama öyle tıkırtı değil, resmen biri fısıldadı, insan sesi yani hem de tam ensemde. Birden noluyor diye arkamı döndüm. Hiçbir şey yok arkamda, sadece duvar. Bismillahirahamanırahimmmm dedim. Ama bir kıllandım. Önüme döndüm, 3-4 saniye geçti. Arkamdan gür bir ses Allahu Ekber Allahu Ekber dediğinde tekrar zıpladım. Meğer Mekke’de otellerin hepsi Kabe’den canlı yayın yapıyormuş. Mescid-i Haram’da okunan her ezan ve namaz sırasındaki imamın okuduğu tüm dualar odalarda canlı olarak yayınlanıyor. Bu ses sistemini kapatmayı ancak ertesi günü keşfedebildim. Sabah saat 5 de yatak başından Allahu Ekber sesiyle uyanmak biraz ilginç oluyor. O fısırtı, dikkatli dinlerseniz  her ezandan önce oluyor. Sanırım müezzin yanındaki birine “Tamam giriyorum” gibi bir şey fısıldıyor.   Kabeye çalışma amacı ile gidince artık tüm uhrevi hislerinizi kaybediyorsunuz. Kaldı ki gece gündüz bir projeyi yetiştirmeye çalışırken önceliğiniz de işinizi bitirmek oluyor. En büyük problemimiz de güvenlik görevlileri. Bir kere içeri laptop sokmak tam bir ölüm. Elimizde başkanlığın onayladığı izin belgelerimiz var. Tek tek isimler, kaç laptop sokulacağı detaylı şekilde yazıyor ama kapılardaki güvenlik kolay ikna olmuyor. Bir şekilde içeri giriyorsunuz ama durmadan vardiya değişiyor, her iki saatte bir güvenliğin biri gelip “Şşşş, laptop yasak, çıkın dışarı, çıkın! çıkın!” diye sizi atmaya çalışıyor. Güç bela ikna ediyorsunuz. Bazen ikna edemeyip dışarı çıkıyorsunuz. Yani ibadet alanlarında görünür şekilde laptop açmak ciddi sorun.  Bunun dışında çok zeki olan Kabe’nin başkanlığı bizim sistemi kurmaya kadınların bölümünden başlamayı uygun görmüşler.  Biz çalışırken öyle bir an geldi ki ezan okundu. Herkes namaza başladı. Biz iki erkek mühendis kadınların arasında elimizde laptoplar sap gibi kaldık. Eşyaları bırakamıyoruz. Namaz kılamıyoruz. Yanımdaki arkadaşım zaten çok gergin, her geçen dakika giderek de geriliyor. Şimdi başımıza bir iş gelecek. Şimdi güvenlik bizi götürecek. Sürekli söyleniyor. Bir şey olmaz dedikçe sorunları saymayı başladı. “Şu an 3 sebeple kural dışıyız. Bir, kadın bölümünde erkeğiz. İki, elimizde laptop var. Üç, namaz kılmıyoruz.”  Sakinleştirmek için çözüm üretiyorum. “Korkma, güvenlik gelip kadınların  bölgesinde ne yapıyorsunuz derse, biz Gay’iz deriz. Neden namaz kılmıyorsunuz derse, biz Hristiyan/Musevi/Ateist’iz deriz. Laptop’ınız var derse, bunlar bizim değil, çalıntı deriz.” gibi çözümler ürettim. Amaç beklenmedik bir cevap verip güvenlik görevlisini ambale etmek. Biz Gay’iz ondan kadınların arasındayız cevap bence yeterdi ama Gay’in arapçasını bulamadık.  

Çalışanlar

Bu başlığı sadece son ziyaretimdeki gözlemlerime dayanarak yazıyorum. Önceki ziyaretlerimde genelde Avrupalılarla veya Arap olmayan mühendislerle çalışmıştım. Son sefer sahada fiziksel kurulum yapılması gerekiyordu ve bu iş için bir avuç Hintli ve Suudi olmayan Arap verdiler emrimize. Bu adamlarla çalıştıktan sonra kimseyi öldürmeden Türkiye’ye dönmüş olmam, tamamen kutsal toprakların insana sabır veren ilahi etkisinden olmalı. Tüm yazılarımda farklı milletler hakkındaki yorumlarımı genelleştirmemeye, direkt kötü huylarını vurgulamamaya çalıştım. Ama buraya kadarmış. Bu adamlar söyleyeceğim her sıfatı hak ettiler. Ben burada çalışan Hintliler ve Suudi olmayan Araplar kadar tembel, üçkağıtçı, yalancı, kaytaran, iş yapmayan millet görmedim. Türkiye’de standart 2 adamla 3 günde yapabileceğim kurulumu 6 kişi ile 14 günde yapamadım. Bir kere adamlar ninja gibi. Arkanızı 3 saniye döndüğünüzde kelimenin gerçek anlamı ile yok alabilme yeteneklerini hayranlıkla izledim. Sabah buluşuyoruz, tek tek adamlara bir ilkokul çocuğuna anlatır gibi o gün ne yapacaklarını anlatıyorum (ki daha sonra bir günlük iş vermeyi bıraktım, saatlik işler vermeye başladım). Sonra birlikte işin yapılacağı yere doğru yürüyoruz ki bir de orada göstererek anlatayım. Yürüdüğümüz alan çölün ortasında bir deponun bahçesi. Bomboş ve dümdüz bir alan düşünün, yer beton, hiç ağaç yok, en yakın bina/kulübe 300 metre uzakta. Ben önde, 3 kişi arkamda yürüyoruz. 30 saniye geçiyor arkamı bir dönüyorum, kimse yok. Tek başıma sap gibi boşluğun ortasındayım. Bu adamlar nereye gitti, nasıl saklandılar şaşkınlıkla izliyorum. En yakın saklanacakları yer o kadar uzakta ki, oraya uçmuş olmalılar. Yer beton olmasa toprağı kazıp yengeç gibi saklandıklarını düşününecem, o derece garip bir durum yani. 3-4 kere bu şekilde adamları kaybedince sürekli arkama bakarak yürümeye başladım. Saat 16:00 da mesai bitiyor burada. Saat 15:59:59’u bir saniye geçtiği anda bu vatandaşlar çalışmayı bırakıyorlar. O kadar kesin şekilde bırakıyorlar ki şöyle bir durum düşünün; adam elinde tornavida, bir vidayı sıkıyor. 3 kere daha döndürdüğünde bitecek. Saat 16 olduğu anda elindeki tornavidayı yere bırakıp yürüyor. 3 tur daha sıkayım bile demiyor. Noldu diyorsun, saatini gösteriyor. Bir kere bu adamlar yalnız çalışmayı reddediyor. İş iki kişilik olmasa bile takımı bozmayız, ayrılamayız diye ısrar ediyorlar. Size yaşadığım bir olayı anlatayım da 14 günün nasıl geçtiğini özetlesin. Bir boruda 2 tane delik açılacak. Benim adamlar bu iş tek kişi ile olmaz dediler, tamam dedim iki kişi olsun. Bir delik bir insan, iki delik iki insan. Borunun yanına gittik. Nereyi deleceklerini gösterdim. Kalemle çizdim. Kaç dakika sürer diye sordum. 20 dakika dediler. Kolumdaki saati gösterdim, 30 dakika sonra buradayım dedim ve ayrıldım. 30 dakika sonra gittim. Boru orada, delikler yok, bizim kankiler yok. 45 dakika boyunca aradım bu adamları. Gölge bir yerde buldum. Noldu diye sordum, “Bizim matkabımız yok ki” dediler. Ya sabırrrr. Matkabı bulduk. Gitti bir yarım saat daha. 30 dakika sonra buradayım dedim ve gittim. Sonuçta bu adamlardan çok ta farklı olmayan birkaç ekip daha var. Sürekli bu adamların peşinden çoban gibi koşturuyorum. 40 dakika sonra gittim. Boru orada, matkap orada, delikler yok, bizim kankiler yok. Kısa bir arama süreci sonrası benim Hintlileri yine buldum. Ne oldu delikler dedim. “Biz matkap kullanmayı bilmiyoruz ki” dediler. İşte bu nokta kayışın koptuğu an oluyor. Sonra Kamil sinirli oluyor.

Gözüme Takılanlar

Kral

İlk gözüme takılan Kral oldu. Kral veya çevresindeki halkla ilişkiler uzmanı ne düşünüyor bilmiyorum ama şehrin her yerine, her billboarda, her boş binaya, yol kenarındaki tüm elektrik direklerine kendi resmini astırmış (ya da dönem dönem astırıyor ve ben bu dönemlerin birkaçına denk geldim). Poz da hep aynı, sağ elini kaldırmış kral fotoğrafı. O kadar çok fotoğraf var ki bir süre sonra “Ne bu ya?” diyor insan. Kral hakkında ilginç bilgiler de öğrendim. Suudi Arabistan’ın toplamda 6 tane kralı olmuş. İlk kral Abdul Aziz. Zaten her yerde Abdul Aziz bir şeyi var. Abdul Aziz havaalanı, stadyumu, hastanesi, vs. Abdul Aziz’den sonra çocukları krallığa devam etmişler ve toplam 5 kere daha kral değişmiş. İnsan doğal olarak bu 5 kralın da birbirinin oğlu olduğunu düşünüyor. Ancak ilginç olan bu 5 kral da kardeş ve Abdul Aziz’in oğulları. Sordum sırada başka kardeş kalmamış. Şimdiki Kral olan Abdullah’tan sonra 3. kuşağa geçecekmiş taç. Gerçi bunlar taç da takmıyor. Kral fotoğrafları sadece şehirde değil her türlü işletmede de mevcut. Çünkü kaldığım her otelde kapıdan girince karşımda kralı görüyorum. Yemek yemek için gittiğim restoranda kral köşeden mutlaka bana bakıyor. Bizdeki Atatürk portreleri gibi herhalde diye düşündüm. Tek farkı güncel olması. Çünkü bazı yerlerde dükkan sahibinin kralla yan yana fotoğrafları da var. Pozlar kebapçı duvarlarını süsleyen ünlülerle çekilmiş fotoğraflardan farklı değil.

Bu arada sevgiden mi korkudan mı bilmem, ülkede hiç kimseden kral hakkında tek kelime olumsuz yorum duymadım.

Fotoğraf

Bu ülkede fotoğraf çekmeme konusunda çok uyarıldım. Ve bu uyarılar gerçekten haklı ve yerindeymiş. Kurallar şunlar; asla insanların fotoğraflarını izinsiz çekmeyin, hele hele bir arap kadınının fotoğrafını çekmeyi düşünmeyin bile. Evliyse kocası size istediği cezayı verebilir. Bekarsa babası sizi oracıkta nikahlayabilir. Türkiye’ye yanınızda bir arap kadını ile dönmek pek hoş olmasa gerek. Hiçbir devlet binasının fotoğrafını çekmeyin. Böyle bir şey yaparsanız asker, polis veya özel güvenlik fotoğraf makinenize rahatlıkla el koyabilir. Son ziyaretimde yanımdaki arkadaşım cep telefonu ile bir binanın fotoğrafını çekme gafletinde bulundu ve köşeden çıkan asker bu bina devlete aittir diye cep telefonunu alıp fotoğrafları tek tek sildirdi. Bu arada tam telefonu da beğenmeye bağlamıştı ki biz hızla oradan uzaklaştık. Ben insan çekmemeye dikkat ederek etrafı çekebildim ama ne çektin derseniz, etrafta pek çekecek bir şey de yok. Kabe’ye girişte de fotoğraf makinesi kontrolü yapılıyor. Gerçi herkes kompakt makinelerini sokup içeride bol bol fotoğraf ve video çekiyor. Ben iki kere benim kocaman fotoğraf makinemi sokmayı denedim. İkisinde de yakalandım. Oradaki bir emanetçiye bırakıp girebildim ancak.

Aile

Yerel insanlarla sohbet sırasında konu aileye, çocuklara gelince Yemenli birine kaç çocuğun var deme hatasını yaptım. Beklediğim cevap 2-4-5 gibi bir sayı iken, adam o an hiç aklıma gelmeyen bir cevap verdi. İlk karımdan 3, ikinci karımdan 1, üçüncü karımdan 2 diye saymaya başladı. Böyle bir cevap size nerede olduğunuzu ilk elden hatırlatıyor. Ben boş bulunup bir iki saniye şaşkın bir yüz ifadesi ile adama bakmışım. Sonra hemen toparlayıp maşallah maşallah dedim de kurtardım.

Heykeller

İslam kültüründe herkesin bildiği gibi heykellerin pek yeri yok. En azından buralarda heykellerin tarih boyunca yasaklı olduğunu biliyordum. Ama sanırım son yıllarda modernleşme adına belirli şartlar dahilinde heykellere izin verilmiş. Bu şartlar ise heykellerin bir insana ait olamaması veya bir canlıyı veya canlının uzvunu tam olarak içermemesi. Cidde sahilinde 20 kadar büyük heykel var. Genelde soyut çalışmalar. Ancak sahilin sonunda ilginç bir heykel var. Önce tam bir “insan gözü” dikkatimi çekti. Kuralların dışında bir nesne kullanmışlar diye düşündüm. Bakınca şu “Herşeyi gören göz”’e benzettim. Derken altında bitmemiş bir piramit olsa tam olurdu diye düşünürken biraz geri gidince gördüm ki göz yarım bir koni üzerinde. Sembol olarak bana ilginç geldi.

Sidik Yarışı

Yok yok mecazi anlamda değil, bildiğiniz sidik yarışı. Şu dünyanın en yükseğe suyu fırlatan fıskiyesi hangisi merak ediyorum. Cidde’de Kral Fahd fıskiyesi var. 310 metre yüksekliğe su fışkırtma kapasitesi ile dünyanın en becerikli fıskiyesi diye sevinmişler. Sonra Kuveyt’te bir fıskiye açılmış ve bundan daha yükseğe su fırlatmış. Kuveytliler sevinçten havaya zıplamış. Suudiler hemen motorları değiştirip Kuveyti geçmişler. Sonra Dubai’de yeni bir fıskiye açılışı oldu dünyanın en süper fıskiyesi ünvanı ona geçti. Ama gel gör ki Kral Fahd fıskiyesinde hala en yükseğe su atan bu arkadaştır yazıyor. Dubai’de de aynısı yazıyor. Kuveyt’te de aynısı yazıyor. Bu Araplar böyle işte napalım artık diye düşünürken geçen sene Cenevre gölünün ortasında bir fıskiye gördüm. Altına yazmışlar; Dünyanın en yükseğe su atan fıskiyesidir. Hadi Araplar öyle dedik, İsviçrelilere ne oldu şimdi. Eminim biraz daha uğraşsam iki üç tane daha en güçlü fıskiye bulurum. Hepsi yanyana gelmediği sürece 4’ü de benim için aynı yüksekliğe su atıyorlar. Yarışmaya gerek yok.

Dükkanlar

Buradaki dükkanlarda ilginç bir adet var. Vitrinlerini içeriden değil dışarıdan aydınlatıyorlar. Dükkanın önüne buldukları en güçlü ampullerden 4-5 tane takıyorlar. Bu da bir caddeye uzaktan baktığınızda her dükkanın ve caddenin ışıl ışıl görünmesini sağlıyor.

Kat Numaraları

Suudi Arabistan zemin kat kavramının bulunmadığı bir ülke. Asansörlerde kat numaraları direkt 1 den başlıyor.

Hava

Arabistan herkesin beklediği gibi sıcak bir yer. Ben kışın da gittim, bahar aylarında da, Ağustos sıcağında da. Ülke her daim sıcak. Kışın bile tshirt yeterli. Ama Ağustos ayında Dammam’da gördüğüm en yüksek “hissedilen sıcaklığa” şahit oldum. Ölçülen 51 hissedilen 67 diye gösteriyordu cep telefonum. 67 nasıl bir şey derseniz şöyle anlatabilirim. Dışarı çıkınca kendinizi fırına girmiş gibi hissediyorsunuz ama zaten buna hazırlıklı olduğunuz için çok çarpmıyor. Ancak 15 saniye sonra sürekli gözlerinizi kırpmak zorunda kalıyorsunuz. Sebebi gözlerinizin sıcak havadan kuruması. Denilen odur ki bu havalarda kimse 15 dakikadan daha uzun süre dışarıda kalamıyor, kalırsa bayılıyor. Etrafta develer dışında başka bir hayvanda görmedim, ne kedi ne köpek ne kuş. Geceleri çölde hava çok soğur yanına hırka al diyorlardı ama ben serin bir gece görmedim. Denk gelmedi diye tahmin ediyorum.

Tütün

Sigara yerine tütün dememin bir sebebi var, tüm orta doğu ülkelerinde olduğu gibi bu ülkede de nargile kullanımı çok yaygın. Geceleri sokak aralarında ki salaş kahvehaneler tüm masalarını sokağa çıkarıyorlar. Hatta bir çok kahvehane sadece çay ocağı kadar bir yerden oluşuyor. Sokaktaki bu masalarda oturan araplar nargile ve çay içiyorlar. Bazıları tavla oynuyor, bir çoğu da elindeki akıllı telefonlarda veya tablet bilgisayarlarda birşeylerle uğraşıyor. Bir kısım da sudoku çözüyor. Türkiye’deki sigara yasağına o kadar alışmışız ki aksi bir durum bize çok garip geliyor. Suudi Arabistan’da da her yerde sigara içmek serbest. Otelde, restoranda, kafede yanınızda sigara içen birini görünce şöyle ters ters bakıyorsunuz, ta ki asansörde sigara içeni görünceye kadar. Asansörde de sigara içilirmi be kardeşim söndür şunu diyecek oluyorsunuz ama bir bakıyorsunuz asansöre kültablası koymuşlar. Adamlar haklı, siz haksızsınız.

(*) Baz İstasyonları

GSM Baz İstasyonlarıİnsan sağlığı bir öncelik olmadığından ve halkın olaylara, gelişmelere tepki vermemesi yüzünden olsa gerek şehir içinde, özellikle Mekke’de GSM baz istasyonları kaldırım kenarlarına dizilmiş durumda. Bizim şehirlerimizde nadiren görebildiğimiz için herhalde, buradaki anten sayısı bana abartılı geldi. Her 100 metrede bir direklere, parmaklıklara takılmış anten grubu önünden geçiyorsunuz.

Ülkenin Şarkısı

-Bu başlık her şehir için olacak. Çünkü her şehir için bir şarkı seçiyorum ve orada gezerken defalarca üst üste dinliyorum. Bu şekilde o şarkı ile şehir benim için eşleşiyor. Seçtiğim şarkıyı da başka zaman pek dinlememeye çalışıyorum ki etkisi bitmesin. Ama ne zaman dinlesem eşleştiği şehri hatırlarım.- Arabistan’da neredeyse hiç müzik dinlememişim. Son ziyaretimde nereden esti bilmiyorum bir sabah şu şarkı dilime dolanmış olarak uyandım ve kalkınca işe gidene kadar dinledim. Sonraki günlerde de devam edince otomatik olarak Suudi Arabistan şarkısı bu oldu. Sia – Soon we’ll be found http://www.youtube.com/watch?v=t1x8DMfbYN4&feature=BFa&list=FLi9yq8hLQkvxx3qim53-C4Q&lf=mh_lolz

Gideceklere Tavsiyeler

  • İlk kez gidiyorsanız beklentinizi çok yüksek tutmayın ki daha rahat adapte olun, eziyet çekmeyin.
  • Aman trafikte dikkatli olun. Araba kullanmayı çok düşünmeyin. Kaldırımda yürürken bile dikkatli olun, bir araba her an kaldırıma çıkabilir.
  • Kimse ile din konusunda tartışmayın, karşınızdaki ile aynı yönde bile olsa şahsi görüşlerinizi açmayın. Dinleyin ve susun.
  • Asla ama asla şeriat, laiklik ve benzeri konularda karşınızdakini ikna etmeye çalışmayın. Buradaki birisi için şeriat yönetimi hava gibi su gibi doğal bir şey. Laiklik ise çok farklı algılanıyor. Ne kadar uğraşsanız da anlatamazsınız. Boşuna enerjinizi kaybetmeyin.
  • Çalışırken namaz vakitlerinde herkes işi bırakıp namaza gidiyor. Zaten ofislerde, fabrikada yüksek sesle ezan yayını yapılıyor. Büyük ihtimalle sizi de çağıracaklar. Türkiye’de 5 vakit namaz kılan biri olmasanız bile sizi çağırdıklarında hayır ben kılmıyorum falan demeyin. Tamam siz gidin şu an meşgulüm gibi yuvarlak cümlelerle sıyrılabilirsiniz. Namaz kılmıyorum derseniz arkasından bir sürü soru gelecektir.
  • Fotoğraf çekerken gerçekten dikkatli olun. Kimsenin yüzünü çekmemeye çalışın. Devlete ait binaları kesin çekmeyin. Hangi bina devlete ait anlamak biraz zor olabilir. Dikkat edin.
  • Cidde’den Mekke’ye gitmek isterseniz bir taksiye atlayın Bab Mekke diyin. Sizi Cidde’deki Mekke dolmuşlarının kalktığı yere götürecek. Sürekli Mekke’ye arabalar gidiyor. Bir otomobile 5-6 kişi kucak kucağa gidiyorsunuz. Ücretide 1-2 TL bile değil.
  • Kabe’yi ziyaret edecekseniz yanınızda cebinize sığmayan fotoğraf makinesi veya kamera götürmeyin.
  • Kabe’de ayakkabılarınızı koyabileceğiniz dolaplar var. Üzerilerinde numaralarda var. Ayakkabınızı bir tanesine koyuyorsunuz. Normal bir insan bu numaraların sıralı olduğunu düşünüp sadece kendi dolabının numarasını aklında tutuyor. Oysa bu Suudiler gıcıklık olsun diye dolapları karışık yerleştirmişler. 048, 715, 211, 496, 371 nolu dolaplar yan yana dizilmiş olabilir. Siz siz olun numaraya güvenmeyin eşsiz bir nesneyi kendinize kerteriz alın onu ezberleyin.
  • Taksiciler çok üçkağıtçı olabiliyor. Sadece bir kaç kere çalışan taksimetre gördüm. Binerken önce şoförün gideceğiniz yeri bildiğine emin olun. Size hemen biliyorum diyorlar sonra yeri bulamadım çok dolaştım bana daha fazla para ver diyorlar. Binerken fiyatta da mutlaka anlaşın yoksa normalin 50 katı parayı rahatlıkla isteyebilir, vermezseniz olay büyüyebilir.

(*) 6. ziyaretim (Ekim 2012) sonrası eklenmiştir. 

Reklamlar

, , , , , , , , , ,

  1. #1 by reyhan sözen on 11 Şubat 2012 - 22:20

    büyük bir zevkle okudum.çok iyi bir gözlemci ve yazım diline sahipsin.teşekkür ediyorum.

  2. #2 by öZgür Ökten on 12 Şubat 2012 - 00:54

    Keyifle okudum, maşallah!

    • #3 by Kamil on 12 Şubat 2012 - 00:56

      Diğer gezilerimi de okursunuz, inşallah! 🙂

      Çok teşekkürler….

      • #4 by emili on 26 Ocak 2017 - 21:20

        Nefretlik bir yer olmasına rağmen baştan sona keyifle okudum. Okuyunca daha bi nefret ettim. Kalemine sağlık 🙂

  3. #5 by Turgut Ayker on 12 Şubat 2012 - 11:03

    İlk defa Suudi Arabistan hakkinde bu kadar detayli, guncel ve icten yazilmis bir anlatim okudum. Emeginiz icin cok tesekkurler.
    Turgut Ayker
    İzmir

    • #6 by Kamil on 12 Şubat 2012 - 11:27

      Çok teşekkür ederim Turgut Bey,
      Selamlar

  4. #7 by Melike Sözdinler on 15 Şubat 2012 - 21:24

    Benim favorim ve artık özdeyiş olarak kabul edeceğim şey: “bir delik bir insan, iki delik insan” oldu :))))

    eline sağlık Kamil abi, gerçekten süper olmuş…:)

    • #8 by Kamil on 15 Şubat 2012 - 21:26

      🙂 Sağol Melikecim…

  5. #9 by deniz tugba on 18 Şubat 2012 - 20:29

    gerçekten süper anlatmışsınız.şayet günün birinde gider isem tüm detayları dikkate alacağım.yüreğine sağlık…..

  6. #11 by endandikblog on 15 Mart 2012 - 00:16

    Öteki yazılıranız gibi bu yazınızada sonuna kadar okudum. Elinize, fikrinize sağlık. Ben cidde’ de 5 kalmıştım, yazdıklarınız gözlemleriniz çok doğru ve güzel. Kölelik düzeni hala oralarda devam etmekte, ikame ile çalışmakta işçilerin birer sahipleri var, sahip izin vermezse Türkiyeye bile gidemiyorlar. Kendilerini gerçekten bişey sanıyorlar. Benim ençok üzüldüğüm ecyad kalasenin yıkılması oldu. Biz burda Bizans surlarını tamir ederken onlar, ecyad kalesini yıktılar. Gerçekten çok tembeller. Peygamber Efendimiz s.a.v Hz Muhammet Onların bu hallerini görseydi ne yapardı acaba? Alkollü içki yasak olduğu için alkolsüz bira içiyorlar. Hiç unutmam orda bir konfeksiyon atölyesinin sorumlusu ömer abi vardı, bir gün markete gittik, bana hurma gösterdi buna ne dedi?
    Bende Hurma hurma diye yüksek sesle bağırmışım, panik içinde suss suss! Öyle bağırma! Burda Hurma diye kadına derler. O anda markette etrafımızda olan bayanlar vardı, artık onlar neler düşündü bilemiyorum. 🙂
    Kadınlar araç kullanamıyor ama hepsinin özel şöförleri var, bu şöförler onların evlerinde, hizmetçilerle birlikte kalmakta, evlerin çok büyük duvarları var içeriyi görmek imkansız, Berber Abdullah abiye sormuştum, Türklerden’de, böyle özel şöför varmı diye. Yok dedi Türkleri şöför olarak almıyorlar.

  7. #12 by Dilek Faiz Uygun on 28 Mart 2012 - 07:58

    kaleminize sağlık!

  8. #13 by www.hotelsikayet.com on 14 Temmuz 2012 - 16:18

    bu yazı da diğerleri gibi çok güzel. tebrik ederim

  9. #14 by ceren (@geeveezee) on 26 Aralık 2012 - 22:43

    bi kaç hafta sonra Cidde’ye yerleşiyorum ve ilk kez bu kadar acıklayıcı bilgilerle karsılastım , daha merak ettigim çok sey var ama :S cok güzel bi yazı tebrik ederim

    • #15 by Kamil on 26 Aralık 2012 - 22:45

      Şimdiden hayırlı olsun diyeyim. Sormak istediğiniz şeyler varsa emaille sorabilirsiniz. Bildiklerimi paylaşmaya çalışırım.

  10. #16 by saki ay on 13 Mart 2013 - 13:37

    Tatmin edici farkli acilardan guzel bi anlatim olmus tesekkur ederiz.

  11. #17 by ersin barış on 27 Mart 2013 - 15:18

    Yazınızı çok beğendim. Elinize sağlık. Yazdıklarınız diğer arap şehirleri için de geçerli biliyorum ama Riyadh için farklı düşünceleriniz var mı ? Başkent olması nedeniyle farklılıklar var mı ? Ben de kısa bir süre sonra Riyadh da çalışmaya başlıyacağım. Bilgilendirirseniz çok sevinirim.

  12. #18 by Salih BiLGiN on 07 Ekim 2013 - 00:17

    Bütün gün yazılarınızı okudum. Arabistanla son noktayı koydum. Anlatım ve analizleriniz çok yerinde ve insanı geçrekten tatmin ediyor. Şahsen yazıları okudukça geçmiş ve öürenmil hissi ile doldum. Devamını bekliyoruz. Başarılar.

    • #19 by Kamil on 07 Ekim 2013 - 06:43

      Teşekkür ederim yorumunuz için. Selamlar.

  13. #20 by ASIM TOPKARCI on 14 Ekim 2013 - 16:03

    Merhaba Kamil Bey,
    Yazınızı bir solukta okudum ve çok beğendim.
    Kısmetse 15-20 gün sonra mühendis olarak Medine ye gidiyorum uluslararası havaalanı projesinde çalışmak üzere..

    Yeme-İçme üzerine sanki özet geçmişsiniz gibi geldi.Mesela su hakkında bir bilgi vermemişsiniz?İçme suları bizdeki gibi mi yoksa Avrupadaki gibi gazlı-gazsız diye ayrım varmı?

    Marketlerde neler bulabiliriz?Anladığım kadarıyla yemekleri yağlı.Marketten malzeme alarak kendimiz yapmak istesek seçeneklerimiz neler?

    Teşekkürler,iyi günler.

    • #21 by Kamil on 14 Ekim 2013 - 16:12

      Merhaba, Öncelikle hayırlı olsun. 🙂

      Yeme konusunda gözüme takılanların facebook sayfasında 1.5 ay önce 4-5 tane daha yazımı paylaştım. Oradan da okuyabilirsiniz.

      Su konusunda tabi ki şişe suyu tüketeceksiniz ama ben hiç bir sorunla karşılaşmadım. Bizim damak tadımıza uygun gazsız suları çok yaygın. Avrupanın aksine gazlı demedikçe su demek gazsız su demek burada da. Fiyatları da makul.

      Marketlerinde de aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Sebze meyve zaten ithal ama bulma sıkıntısı yok. Oradan alıp kendiniz yaptığınız sürece yemek sıkıntısı çekmezsiniz.

      Cidde Mekke Medine gibi şehirlerde dışarıda yemede de çok sorun yok. Evet biraz yağlı ama turist gibi davranmayıp biraz yerel halkla takılırsanız kendinize uygun restoranları kısa sürede buluyorsunuz.

      Selamlar

  14. #22 by ReçEL on 06 Ocak 2014 - 00:32

    Merhaba
    Benim tek merak ettiğim şey 10 günlüğüne iş içim Arabistan’a Cidde’ye riya deme Medine. Ziyaret vereceğim sigara kullanıyorum …kadınlar restoranlarda cafelerde yada sokakta sigara içebiliyorlar mı

    • #23 by Kamil on 06 Ocak 2014 - 17:33

      Merhaba,
      Şimdi bu soru içinde bir mantıksızlık barındırıyor. 🙂 O da şu; ben bir erkek olarak kafe ve restoranlarda kadınlarla bir arada bulunma veya onları görme şansına sahip olmadığım için hiç bilmiyorum. 🙂
      Ama şunu söyleyebilirim. Suudi Arabistan da sigara yasağı diye bir şey yok (en azından erkekler için) kapalı mekan, otel odası, restoran hatta asansörde bile sigara içebiliyorsunuz. Kadınlar için de durumun farklı olduğunu zannetmiyorum.
      Seyahatiniz için şimdiden iyi yolculuklar diliyorum.

    • #24 by deniz buz on 08 Nisan 2015 - 13:12

      Her yerde deyil ben riyadda yasiyorum disarda sigara icen kadin goremezsin gidexeksen kendini hazirla 😦 ben kiz olarak burdan nefret ediyorum ; (

      • #25 by ASIM TOPKARCI on 08 Nisan 2015 - 16:58

        Merhaba,
        2 aydir Riyadh da yasayan ve 2 sene daha burda kalacak birine gore halen mutlu sayilabilirim 🙂 Yazdiklarinizin tamamina katiliyorum.. Trafik konusunda Istanbulu 2 ile carpin oyle dusunun 🙂 O kadar beterler yani.. AVM ler kadin pazari gibi, coluk cocuk toplu halde geziyorlar, esleri de ya arabada bekliyor ya da baska yerlerde geziyor.. Aklinizda soru varsa ben de elimden geldigince cevaplayabilirim..

        Sevgiler,

        ASIM TOPKARCI

  15. #26 by zafer on 31 Mayıs 2014 - 12:01

    eleştirmek için yazılmış bir yazı. hiç gönül gözüyle bırakılmamış. ot gibi gitmiş ot gibi gelişsin

    • #27 by Kamil on 31 Mayıs 2014 - 12:13

      Ot gibi demeyelim de ‘iş için gidip, iş için geldim’ desek daha doğru. Yazımda açıkça belirttim ziyaretimin ruhani amaçlarla olmadığını, hac veya umre için gidenlerin hislerinin farklı olmasının çok doğal olduğunu.
      Eğer ziyaretiniz dini amaçlarla yapılmadı ise Suudi Arabistandaki gözlemlerinizin, deneyimlerinizin olumlu olacağını düşünüyorsanız benim görmediğim farklı şeyler görmüşsünüz demektir. Herhangi bir şehrindeki bir fabrikadaki ortam, iş hayatı, sosyal ortamda bulunan kişilerin yorumları genelde benimki ile aynı oluyordu (Bugüne kadar).
      Belki ben şanssızım, ya da dediğiniz gibi taraflı bakmışım. Bilemiyorum.
      Yorumunuz doğru da olabilir, tek katılmadığım tarafı; eleştirmek için yazmadım.

      • #28 by ömer on 07 Kasım 2015 - 10:12

        ASLINDA OT GİBİ OLANA TÜM YAZILAR OT GİBİ GELİR. YAZIYI YAZAN KİŞİYE “OT GİBİ” DEMENİZE RAĞMEN CEVABINDAKİ İNCELİĞİ ANLAYABİLSENİZ KENDİNİZİN DAHA OT GİBİ OLDUĞUNUN FARKINA VARIRSINIZ.

  16. #29 by Ferhat Altun on 21 Haziran 2014 - 16:40

    Merhaba
    Bende bikaç aya kadar iş için arabistan a gidicem..riyad a kralın yanına aşçı olarak..bikaç ay sonrada eşimi götürcem..nasıl olcak bilmiyorum bi kadın için orda yaşamak gerçektan zor ama yazınızı okuyunca sevindim 🙂 çünkü 3 yaşında bi oğlumz var eşim eve kapanmak zorunda kalmıcak..ne konuda çok zorlanırız sizce bu konuda bi düşünceni
    z var mı?yardımcı olursanz çok sevnirim..

    • #30 by Kamil on 23 Haziran 2014 - 02:54

      Merhaba,
      Çin’den selamlar. Öncelikle hayırlı olsun.
      Suudi Arabistan’da kral dediğinizde tüm kurallar değişebilir. O yüzden sizi neyin beklediğini kestirmek zor.
      Sizi ilk zorlayacak şeyler; iklim, ev dışında sosyal hayatın olmayışı olacaktır. Ama insanoğlu işte, herşeye alışıyor kolayca.
      Başarılar dilerim.

    • #31 by Engin Akşahin on 15 Ocak 2016 - 23:39

      neden bilmiyorum ama yazının tamamını okudum iş için gitmiş olabilirsiniz hatta suudi leri ve (şehirlerini) istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz! yalnız mekke ve medineyi eleştirirken daha dikkatli olabirdiniz ALLAH C.C. hidayet nasip etsin

      • #32 by Kamil on 15 Ocak 2016 - 23:50

        Engin Bey, Öncelikle güzel dileğiniz için teşekkür ederim.
        Ancak Mekke veya Medine için olumsuz bir yorum yaptığımı sanmıyorum yazıda.
        Selamlar

  17. #33 by Eva on 11 Temmuz 2014 - 14:10

    Nekadar saçma sapan ve yalan seyler yazılmış.. İnsanları gerçekten bazı konularda çok yanlış yönlendiriyorsunu birincisi sudi arabistan havva yolları ıle ılgılı bır suru sapsata yapılmıs ben uzun yıllar o şirkette çalışmıs bir haostes olarak sunu soyleye bılırımkı butun personel kesınlıkle bayan sadece bır kaç tane erkek host bulunmakta ayrıca jeddah sızın sandıgını kadar kotu korkutucu herseyın yasak oldugu bır ulke degıl… Bu ılkede cok tr de olamyan plajlar var kızlı erkeklı aynı tr oldugu gıbı gıdıp zamanınızı harcaya bılır dalış sorf ve bır cok spor dalıyla ılgılenebılırsınız… Bır cok konser party ve eglence ulkede mevcut ve legal katılabılrısınız ıstedıgınız gıbı foto cekersınız artık eskısı gıbı skı degıller …. Sadece cok sıcak

    • #34 by Kamil on 11 Temmuz 2014 - 15:27

      Merhaba,

      Yorumunuzu okudum, ancak sanki bazı kısımları tam aktaramamışım gibi geldi. Tekrar okudum ve hatırladığım gibi açık olduğunu gördüm.

      İlk olarak bayan hostes konusu: Yazımda ben de Suudi Havayollarında bayan hostes var mı diye merak ettiğimi ama uçaktaki hosteslerin bayan olduğunu yazmışım. Güvenlik videosundaki karakterler erkekti demişim. Hafızam beni yanıltmıyorsa güvenlik videosunda sadece erkek vardı.

      Siz de aynen benim gibi bayan hostes olduğunu söylüyorsunuz.

      Kızlı erkekli plaj var diyorsunuz. Ben görmedim. Sadece gördüğümü yazdığımı söylüyorum. Ancak yine de yazı da yabancıların yaşadığı yüksek duvarlı compaundlar içinde havuzlar olduğunu ve orada Suudi kurallarının geçerli olmadığını herkesin ülkesinde olduğu gibi davrandığını yazmıştım. Yine de bu hayatın Suudi Arabsitandaki yaşamla alakası olmadığını söyleyebilirim.

      Geceleri konser ve partyler var demişsiniz.
      Toplam da 9 kere gittim, ve inanın hiç denk gelmedim. Özel ev partileri olabilir. Ama açıkta görünen bir şey yok.

      Fotoğraf çekme konusunda sokakta fotoğraf çeken arkadaşımın kamerasını polis benim yanımda aldı. 

      Şanssızız diyebiliriz belki.

      Ciddi’yi korkunç anlatmadım, sokakta bir yabancı olarak ne gördüysem onu yazdım.

      Selamlar

  18. #35 by Hüseyin şentürk on 12 Temmuz 2014 - 14:36

    ben eşimle birlikte medinede veya mekkede yaşamak istiyorum bu mümkün olabilir mi

    • #36 by Kamil on 12 Temmuz 2014 - 18:38

      Merhaba Hüseyin Bey,
      Ülkede yaşayanların yarısından fazlasının Suudi vatandaşı olmayan yabancılar olduğunu göz önünde bulundurursanız tabi ki mümkün olmalı.
      Bunun en kolay ve mantıklı yolu da orada çalışmaktır. Suudi bir şirket sizi istihdam ederse oturma izni alabilirsiniz. Ancak Mekke de, Medine de pek iş dünyasının yoğun olduğu yerler değil. İş bulsanız bile Cidde, Riyad, Dammam gibi sanayi veya iş dünyasının yoğun olduğu şehirlerde yaşama ihtimaliniz daha yüksek.

      Selamlar

  19. #37 by ayşe on 24 Temmuz 2014 - 10:03

    elinize sağlık çok güzel yazmışsınız havalimanında suudi 2 kızkardeşle tanışmıştım birlikte resim çekilmek istediler kırmadım face adreslerini aldım dedim faceye koyarım siz ordan paylaşırsınız hayır sakın faceye koyma bizde resim yasak mesajla gönder dedi dedim size üzülüyordum bir kez daha üzüldüm bizim ülkemizde kendilerini daha özgür hissettikleri her hallerinden belliydi
    gitmek istemeyeceğim ülkelerin başında suudi arabistan gelir

  20. #38 by aysel mete on 29 Temmuz 2014 - 22:35

    merhaba kamil bey..biz ekim ayında inşallah ciddeye gideceğiz..kral Abdullah limanına eşim işçi olarak çağırıldı..bende 1 ay sonra gideceğim..eşim gidip şartları ortamı görecek benide aldıracak izmirden gideceğiz..ama ben korkuyorum kadın olarak..nasıl yaşarız ne yaparız diye işin içinden çıkamıyorum..orda çalışanlarına otel veriyormuş herşeyi kral karşılıyor yani otelde kalacağız..ne almalıyım giderken yanıma giyecek eşya v.b…nasıl giyinmeli nasıl davranmalıyım..birde eşimle cidde de dışarıda gezerken elele tutuşabiliyoruz mu??benim çalışmam mümkünmü??otel odasında sigara içebilirmiyim???
    korkouyorum ama eşimi yalnız bırakamam bende burda yalnız kalamam:(….borcumuz var o yüzden gidip birikim yapmak istiyoruz yaklaşık 2 sene kadar kalmayı planlıyoruz yani şuanlık:)
    bilgi verirseniz gerçekten memnun olurum..

    • #39 by Kamil on 29 Temmuz 2014 - 23:19

      Merhaba,

      Bence o kadar da çok gerilmeyin. 2 yıl çok uzun bir süre değil, kolay geçer.

      Öncelikle yanınızda eşiniz varken kimse size bir şey yapamaz. Sokakta rahat rahat el ele tutuşup ta yürüyebilirsiniz. Bir çok Arap genç çiftin el ele tutuşarak yürüdüğünü gördüm Cidde’de.
      Onun dışında akşamları bir çok aile deniz kıyısında, Cornish bölgesinde zaman geçiyorlar.
      Sizin için sorun gündüz vakitleri olabilir. Araç kullanmanız veya taksi ile bir yere gidemiyor olmanız gerekiyor.
      Kaldı ki gündüz zaten sıcaktan pek dışarı çıkmak istemeyecekseniz.

      Çalışma konusuna gelince; her ne kadar kadındar hemşire ve öğretmen dışında bir işte çalışamıyorlar deseler de ben İsveç kökenli bir firmada çalışan yabancı bir kadın görmüştüm. Ama bu oran onbinde 1 falandır. Mesleğinizi bilmiyorum ama iş bulmanız imkansıza yakın. Halkın gördüğü iş sektörlerinde kesinlikle kadın çalışan görmedim.

      Cidde yabancı çalışanların sayısından olsa gerek Suudi Arabistan’ın yabancılar açısından en rahat şehiri. Alışveriş merkezlerinde tek başına gezen kadın sayısı çok fazla. Başka şehirlerde bunun böyle olmadığı söyleniyor.

      Kıyafet olarak kışlık kıyafet götürmeyin tabi ki. Ama bazı gecelerin serin olduğu söyleniyor. (Ben 9 kere gittim toplamda 2 aya yakın kalmış olmalıyım, serin gece görmedim.) Bu geceler için bir hırka yeterli olur.
      Bu arada kapalı mekanlar cidden soğuk. Ben üşümeyen halimle restoranlarda geçen 1.5 saatin sonunda titrememe az kaldığını, dışarıdaki 40 derece sıcağa çıkınca ohhh be ısındım dediğimi hatırlıyorum.

      Umarım sizin için de bu iş hayırlı olur. Kolay gider, kolay gelirsiniz.

      Selamlar

    • #40 by Kamil on 29 Temmuz 2014 - 23:20

      Sigara sorusuna cevap vermemişim. Otel odasında veya lobisinde, hatta asansöründe bile sigara içiliyor. Kadınların dışarıda sigara içtiğini görmedim. Ama ülkede odalarda veya kapalı tüm mekanlarda sigara serbest.

  21. #41 by filiz on 31 Temmuz 2014 - 00:24

    saatlerdir okuyorum, çok merak etmişimdir şu arapların yaşam biçimini, yalnız ben bugün bir şey duydum o yüzden bir araştırma yapmak için sizin yazınıza denk geldim. kafamda bir soru var sizinle paylaşmak istedim, araplar eşleriyle bir taksiye bindiğinde erkek önce inerse taksici kadını alıp götürüyormuş bu doğru olabilir mi ya. ben bugün bunu duydum çok şaşırdım :///

    • #42 by Kamil on 31 Temmuz 2014 - 09:01

      Merhaba,

      Açıkçası bu durum çok uçuk geldi bana. Hani tarihte bir kere olmuştur belki ama öyle bir şeyin sürekli hatta arada bir bile olması mümkün değil. Çünkü;
      1) Taksi şoförleri genellikle Pakistanlı göçmenler. Pakistanlı da olmayanlar fakir Arap ülkelerinden geliyor, Filistin, Umman gibi. Bu insanlar zaten bir Suudinin sponsorluğu altında çalışma vizesi almış gariban adamlar. Bir olaya karıştıklarında işlerinden kovulup sınır dışı ediliyorlar. O nedenle genelde korkak ve çekinik tipler. Bir kadını hatta evli bir kadını kaçırmaları cesaret ister.
      Eğer şoför Suudi olsa bunu yapabilirdi. Suudiler hiçbir şeyden korkmuyorlar. Yasalar onları hep koruyor. Ama ben hiç Suudi taksi şoförü görmedim. Olmadığını da bir hikaye ile duydum.
      2) Ülkede tecavüz, zina vs (eğer yakalanırsa) ağır cezalandırılıyor. Evli insanların zina suçu kadınların öldürülmesi ile sonuçlanıyor. Erkeğe kırbaç vs var diye biliyorum. Böyle bir ortamda evli bir kadını kaçırmak yine zor.

      Yani özetle ben böyle bir olayın olacağına inanmıyorum. Dediğim gibi belki tarihte bir kere olmuştur onun söylentisidir.

      Selamlar

  22. #43 by Zeynep Sarıgül on 27 Ağustos 2014 - 00:22

    Bu akşam Arabistan ile ilgili yazınızı zevkle okudum,anlatımınız
    çok güzeldi bazı yerlerde çok güldüm ( sen git kendini kurtar 😄 ) ben de üç kere gittim inşllh yine gideceğim,yazınızı okudukça yaşadığım ordaki günlerimi hatırladım kucak dolusu sevgiler.

  23. #44 by serkan can on 02 Eylül 2014 - 09:58

    türkiyenin en büyük şirketlerinden biri benden sunum istedi ve %80 kaynak sizsiniz 😀 gerçekten çok başarılı olmuş zevkle okudum ayrıca sanırım izmirlisiniz (uçak yol haritasından çıkardım) gidecek kişi de izmirli kültürünü yaşmaya çalışmassın diye uzun uyardım 🙂 maşallah maşallah 🙂

    • #45 by Kamil on 02 Eylül 2014 - 10:03

      🙂 İzmir’den selamlar 🙂

  24. #46 by sevgi on 13 Ekim 2014 - 08:16

    arabistan a çalışmak için giden bayanlar kapanmak zorunda mı ?

    • #47 by Kamil on 13 Ekim 2014 - 09:46

      Merhaba,

      Dışarıda; kesinlikle evet. Kapanmak zorundasınız. Otel lobisinde baş örtüsü geçici olarak omzunda olan bayanlar gördüm ama sokakta ve toplum içinde kesin kapalılar.

      İş yerinde; Sadece bir isveç firmasında bayan çalışan (yabancı) gördüm. O da kapalıydı ofiste. Diğer hiç bir firmada çalışan bayan yoktu.
      Bir kere Cidde’de özel Amerikan hastanesine gitmem gerekti. Oradaki yabancı hemşirelerin bazılarının başı açıktı. Ama dışarıda yine hepsi kapalı.

    • #48 by deniz buz on 08 Nisan 2015 - 13:14

      Tabikide kapanmak zorunda ya para ya kirbac cezasi var !!!!!

  25. #49 by Nejla Hildebrand on 21 Ekim 2014 - 11:52

    Merhaba..eşim Alman ve iş sebebiyle Riyada gidilecek dedi..der demez benim kalbim sıkışmaya başladı 🙂 3 yıl birleşik Arap emirlik deneyimimiz var ama Dubai komple farklıydı…Arabistan hakkında araştırma yaparken buraya rast geldim..kafamdaki çoğu soruya Yanıt buldum sayenizde..ama Anladığım kadarıyla Cidde de hayat daha rahat Riyada göre..size sorum bazı sayfalarda RİYAD çalışılması en tehlikeli 20 şehir arasında..terör açısında, sağlık sistemi açısından , trafik açısından…doğrumudur?..3 yaşında bir oğlumuz var onu riske atmak istemem …
    Tesekkürler

    • #50 by Kamil on 21 Ekim 2014 - 13:13

      Merhaba,
      Çok net gördüğüm ve herkesden duyduğum birşey var ki; Suudi Arabistan hızla değişiyor. 2008 yılındaki ilk gidişimle 2013’deki 8. gidişim arasında bunu çok net görebiliyorum. Riyad da gelişiyor.
      Terör olayından bence korkmayın. Sadece 1 kere olay olmuş. O konuda oldukça güvenli bence. Türkiyeden bile güvenli diyebilirim. Sağlık sistemi halka karşı nasıl bilmiyorum ama özel hastanelerini gördüm. Gerçekten çok iyiler. Ve bölgede çok büyük ve çok modern özel hastaneler var. Türkiyeyi veya Dubai’yi kesin aratmaz.
      Trafik açısından her yeri berbat ülkenin. Cidde Riayd fark etmez. Metro falan yapıyorlar bu ara. 🙂
      Zaten siz araba kullanmayacaksınız, dert etmeyin hiç.
      Ama tabi ki Cidde daha rahat.
      Ülkenin hiçbir şekilde Dubai ile de kıyaslanabilir hali de yok.

      Yaşanmaz diyemem. Gayet yaşanabilir bir ülke. Ama keyifli mi derseniz? Kesinlikle keyifsiz. Sizin için zor olacaktır. Ama tehlikeli değildir. Oğlunuzu riske atmış olmazsınız emin olun.

  26. #51 by Nejla Hildebrand on 21 Ekim 2014 - 14:04

    Çok teşekkürler hızlı cevabınız için,,süperr..tek bir sorum kaldı..Suudi Arabistan konsolosluğu sayfasında özelliklebelirtmişler..ve bazı sayfalarda da rast geldi.. Geçen Mart -Haziran arası yine iş sebebiyle israilde kaldık..maalesef pasaportuma israil kons. vizeyi yapıştırmış ..nette bir kaç kişi israil vizesi olduğu halde sorunsuz İran’a yada Lübnan gittim diyor,,ama bazılarıda şisddetle vize varsa kabul edilmez başvurunuz diyorlar..bunun hakkında bir bilginiz yada deneyiminiz var mı?
    Teşekkürler

    • #52 by Kamil on 21 Ekim 2014 - 14:13

      Evet. Bu sorunun cevabı çok basit. Pasaportunda israil damgası olan birinin Suudi Arabistana girmesi yasal olarak İMKANSIZ. Böyle bir ihtimal yok.
      Yeni bir pasaport almak zorundasınız.
      Kenya’dan selamlar 🙂

  27. #53 by Nejla Hildebrand on 21 Ekim 2014 - 14:51

    🙂 tahmin ettiğim gibi yani..yeni pasaport ..teşekkürler.iyi bakın oralarda kendinize ..merakla bekliyorum Kenya yazısını ..kolay gele

  28. #54 by Sharaf on 02 Kasım 2014 - 19:21

    İlk başlarda keyfim kaçsa da viza alman olayından sonra gelen kelimeler bana eğlenceli ve komik geldi baya güldüm yani. Ellerine sağlık çok güzel yazmışsın. Yalnız çok arzuluydum bu Arabistana gitmeye, şimdi tereddüt etdim yani:)

    • #55 by Kamil on 02 Kasım 2014 - 19:34

      Hiç tereddüt etmeyin. Fırsatınız varsa mutlaka gidip görün derim. Hem de en erken ne zaman gidebiliyorsanız o zaman gidin. Arabistan çok büyük bir hızla değişiyor. 6 yıl önceki Mekke ile bu seneki Mekke arasında çok fark var. Eski orijinal Mekke evlerini sokaklarını görebildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

  29. #56 by Sharaf on 02 Kasım 2014 - 22:38

    Gerçekten çok güldüm, aklıma geldikcede gülüyorum:) yani aslında değişik, farklı ve rengli karakterlerle bir toplumda bulunmanın kendisi de eğlence bence. İsveçde böyle karakterler bulmak zor. Her kes belli bir kriterde. Peki bana kadın olarak vize verirler mi? Turist amaçlı olduğumu belirtsem ve yüzü açık şekilde dolaşa bilir miyim? Sadece abaya giysem olur mu yani? Cevabın için önceden teşekkür ederim:)

    • #57 by Kamil on 02 Kasım 2014 - 22:43

      Turist vizesi diye bir şey var mı tam bilmiyorum ama isteyen ve şartlara uyan herkes gidebilir sanırsam. Umre vizesi çok zor değil. Benim aldığım ticari vizeler biraz zor.

      Orada yüzünüz açık olarak dolaşabilirsiniz tabi ki ama saçlarınız örtülü olmak zorunda.

  30. #58 by Sharaf on 02 Kasım 2014 - 22:53

    Anladım teşekkür ederim. Bu arada facebooka ekledim seni, oradan da takip edicem. Ellerine sağlık yazıların için.

  31. #59 by ozan özcan on 12 Kasım 2014 - 11:12

    Harika hocam gözlemelerin ve yazım dilin muhteşem. Eline sağlık.

    • #60 by Kamil on 12 Kasım 2014 - 11:28

      Teşekkür ederim. 🙂
      Selamlar

  32. #61 by ozan özcan on 12 Kasım 2014 - 11:12

    Gözlemlerin olarak düzeltmeliyim…

  33. #62 by Harun on 22 Kasım 2014 - 19:59

    9 yıldır Cidde’de yaşıyorum suudlarin da oldugu kozmopolit bir ortamda calisiyorum suudlu tasvirleri, yemek konusu ve kadinlarin ozgurluk alanlari gibi bazi abarti ve yanlis genellemeler var ama kisa is seyahatleri icin buyuk olcude gecerli gozlemler oldugunu ve bunlari hos bir uslubla yazdiginizi dusunuyorum ellerinize saglik! bu yazi bende de Arabistan seyahat notlari yazma hevesi dogurdu ama kisaca sunlari belirtebilirim:
    Genel olarak suudi arabistan ozelde ise Cidde yemek kulturu acisindan Istanbulun dahi ilerisinde firsatlar sunabilir, disarda yeme kulturu cok daha yaygin ve hesaplidir, cin, hind, thai, french, italian gibi dunya mutfaginin guzel orneklerini tadabilir ve bunlara kolayca ulasabilirsiniz bir dahaki gelislerinde american fast food ile sinirlandirmayin kendinizi.
    Suudlu Araplar arasinda lisans/ lisans ustu egitimlerini abd’de tamamlamis ortalama bir Turk vatandasina gore evrensel degerlere daha acik, caliskan, guvenilir durust profesyoneller de vardir ve istisna degildir.
    Kadinlar Cidde’de yalniz baslarina sabahtan aksama kadar istedikleri gibi gezebilirler ve bunun icin ozel sofore dahi ihtiyaclari yoktur esim easy taxi ile cagirdigi taxi ile istedigi alisveris merkezine gidip geliyor ve hicbir sorun yasanmiyor.
    Suudi Arabistan’a calismak ya da ibadet disinda gelmek icin bir sebep ariyorsaniz kizil deniz ve muhtesem su alti dunyasini aklinizdan cikarmayin Cidde bu acidan bulunmaz bir hazine dusunun karsi kiyi dunyaca meshur Sharm Al Shaikh ve siz Cidde’de istediginiz her an yilin nerdeyse 12 ayi ve cok ekonomik kosullarda bu su alti dunyasinin tadini cikarabilirsiniz.
    Bunun icin de oyle gizli kluplere filan ihtiyaciniz yok Obhur denilen kuzey sahil seridi yan yana dizilmis onlarca private beach ile dolu ve bunlara abone olabilir kelimenin tam manasiyla akdeniz sahillerinde nasil bir tatil yapiyorsaniz oyle bir tatil imkani bulabilirsiniz.
    Ben tekrar emeginiz ve guzel yaziniz icin tesekkur ediyorum.

    • #63 by Kamil on 23 Kasım 2014 - 10:36

      Merhaba, Bu yazıyı yazalı uzun zaman oldu ve üzerine 3 kere daha Suudi Arabistan’a gittim. 4. de yolda. Ki toplamda 10 ziyaret oluyor.

      Bazı bilgilere ekleme ve değiştirmeye yapmayı düşünüyorum. Özellikle son zamanlarda, aynen sizin demiş olduğunuz gibi yurtdışında eğitim görmüş, çok parlak. çalışkan ve görüntüde düzgün Suud ile tanıştım. Görüntüde dedim, içeride düzgün değil demek değil bu. Bu kişilerle görüşmelerimizin hepsi yurtdışındaydı. Kendi ülkesinde nasıl davranıyorlar bilmiyorum.

      Yazımda açıkça belirtmeye çalıştığım (ama her zaman başaramadığım) bir kuralım var. Sadece gözüme takılanları, kendi deneyimlediğim şeyleri yazıyorum. Bazı durumlarda da okuduğum anlatılan bilgileri paylaşıyorum ama bunu da mutlaka ben görmedim/okudum diye anlatıyorum. Kadınların gezmesi ile bilgileri doğaldır ki ben görmedim. Cidde’de tek başına gezen kadınlar olduğunu da anlatmıştım. Aynı şekilde Deniz turizmini hiç görmedim ama bu bilgiyi de sayenizde ekleyeceğim. 🙂

      Teşekkürler yorumunuz için.

      Selamlar.

    • #64 by Şaraf on 06 Ocak 2015 - 17:41

      Harun sizi Facebook’ta takip etmek isterim sakıncası yoksa.

  34. #65 by pellus on 27 Kasım 2014 - 21:45

    Oncelikle yazınıza bayildim. ancak biraz hiciv icerdigine inanmak istiorum. çünkü 2 hafta sonra is icin patronum ve arapça bilen elemanimizla tek bayan olarak el gassim şehrine gideceğim. Nijerya ya tek başıma giderken bile böyle korkmastim. Ne sorayım nerden başlayim saskinim. Sanırım otelde bayan olarak ayrı oda da kalamiorum??? Eee peki müşterimizin is yerine gidebiliyormuyum acaba şirketimin erkekleriyle?? Dahası abaya yerine ülkemizdeki gibi tesettürlu gezsem olmuomu siyah olsada??? Valla çok teknik sormadım umarım 🙂 not. Bluetooth Kulaklık kameram yakalanır mıyım sizce?? Tesekkurler

    • #66 by Kamil on 28 Kasım 2014 - 00:06

      Merhaba,
      Sorulara tek tek cevap vereyim 🙂
      Hiciv yok. Ama kadınlar hakkında söylediklerim hep duyma ve okuma. Bunu yazıda da belirttim.
      Önce kendi gözlemlerimle cevaplayabildiğim sorularla başlayayım. Çünkü bunlar kesin doğru.
      Bizdeki gibi başörtüsü ve pardesü ile dışarı çıkabilirsiniz. İran usulü saçları yarı açık örtü olmuyor. Emine Erdoğan kıyafeti kabul edilebilir.
      Arabayı siz kullanmadığınız sürece sorunsuz bir yerlere gidebilirsiniz sanırım. Bir köyde yaşayan yerel kadın olmadığınız için yazıdaki her konu size uyarlanmayacaktır.
      Kamera sorunuz kabe için sanırım? Cebe giren compakt kameralar da sorun olmuyor kabede. Büyükler yakalanıyor. Dışarıda kameranın yasağı yok. Çektiğiniz nesnelerin yasakları var. Ne çektiğinize dikkat etmelisiniz.
      Otel odası konusu; tamamen fikir yürüteceğim. Elbette yalnız kalıyor olmalısınız.
      İş ortamında hiç kadın çalışan görmedim. Ama gittiğinize göre ve sizi davet ettiklerine göre gidebiliyor olmalısınız. Bu tip durumlara devlet çok ses çıkartmıyor gibi. Müşteriniz de çok büyük ihtimal normal karşılayacaktır. Ama arada kadınla iş yapmak istemeyen muhfazakar biri de çıkabilir.
      Başka sorunuz varsa lütfen sorun. Seve seve cevaplamaya çalışırım.

  35. #67 by pellus on 30 Kasım 2014 - 16:50

    Teşekkür ederim birgün emine Erdoğan in tarzının bana umut vereceğini aklıma bile getiremezdim. Şu an aklıma gelenler bunlar dönünce kendi yarumlarimi bayan gözünden buraya mutlaka yazacağım. Is nedeniyle gittiğim 14. Ülke ama bugune kadar sizin gibi bir blog oluşturmadigim içinde resmen kiskanclik tan catladim. Iyi gunler

    • #68 by Kamil on 30 Kasım 2014 - 20:36

      Hayat bu. İnsanı nelere sevindirebiliyor 🙂

      Ben blogu 25. ülkeden sonra oluşturdum. Sizin avantajınız var. Bence hemen başlayın. Başlarsanız da haber verin. Okumak isterim.

      Suudi Arabistan’ı (iş sebepli giden) bayan gözünden merak ediyorum. Yazının arasında eklemek isterim önemli ayrıntıları.

      Selamlar

  36. #69 by ruzgar dogan on 01 Aralık 2014 - 02:59

    slm bende cidde yasiyorum vallah işci kismi cok gölďüm benimde başim belada sen 14 gün yaşadın burda ben burda büýüdüm benim memleketimin insanlari gibi yok bu yer yüzünde

  37. #70 by suat on 26 Aralık 2014 - 02:35

    Merhaba yazını 2 ay ciddede yaşamış biri olarak ilgiyle okudum bu yazacagimi da kesinlikle ukalalık olarak algılamayın tamamen bilgi amaçlı. Cidde den mekkeye giderken gayrimuslimlerin sagdan gitme olayı mekke sınırları içerisine yani harem bölgesine gayrimuslimlerin girmesi yasak olduğundan o tabela gayrimuslimlerin oraya giremeyeceği ve mekke sınırlarına girmeden
    önce son çıkış olduğunu belirtiyor. Ancak sizin de dediğiniz gibi kabenin karşısında ki mc donalds ve diğer amerikalı ve israil marka ve otellerine de ne denir bilemem.

    • #71 by Kamil on 09 Ocak 2015 - 05:23

      Rica ederim ne ukalalığı. Gerekli düzeltmeyi yaptım. Teşekkürler uyarı için. Selamlar.

  38. #72 by serkan on 02 Ocak 2015 - 20:31

    merhabalar inşallah suudi arabistanda mühendis olarak çalışmaya başlıcam, yazınız içinde öncelikle elinize sağlık insanları aydınlatıyorsunuz, kafama takılan bikaç sorum olacaktı acaba arabistanda internet kullanımı sosyal medya internetten film vs indirme durumları nasıl birde cidde de su şebeke sistemi yokmuş diye duydum doğru mudur?

    • #73 by Kamil on 09 Ocak 2015 - 05:22

      Geç cevap için özür dilerim. Yurtdışındayım ve kaçırmışım mesajı. İnternet kullanımı yaygın ama erişilebilinen siteler kısıtlı. Sosyal medya olarak facebook açık. Twitter da vardı en son. Ama geçen aylarda facetime üzerinden görüşme yasaklandı. Ne zaman ne olur bilmiyorum. Skype hala var. Torrent ile film indirilebiliniyor.
      Su şebekesi de var Cidde de 🙂 Su da problem yok. Hayırlı olsun şimdiden.

      • #74 by serkan on 09 Ocak 2015 - 19:48

        teşekkür ederim geri dönüş dönüş, eyvallah 🙂

  39. #75 by oğuz on 03 Ocak 2015 - 21:00

    Selam,

    3 gün sonra Riyad’a gidiyorum. Yaklaşık iki senelik bir proje için orada olacağım.

    Yazınızdan oldukça istifade ettim, çok teşekkürler.

    • #76 by ASIM TOPKARCI on 04 Ocak 2015 - 21:57

      Merhaba Oğuz,
      Ben de kısmetse 23 Ocak ta 2 senelik proje için Riyad a gideceğim.Aynı proje olma ihtimali yüksek,ulaş bana 🙂

      asimtopkarci@gmail.com

  40. #77 by Hakan on 04 Ocak 2015 - 18:28

    Yazınızda Mekke’ye giden otoyolda sol şeridin müslümanlar sağ şeridin gayri müslimler için olduğunu yazmış ve bir fotoğraf eklemişsiniz. :)) Fakat Mekke’ye müslüman olmayanların girmesi dinen yasak. Bu tabela onu anlatıyor. Eğer müslümansanız doğru devam edip harem sınırlarından içeri girebilirsiniz. Eğer değilseniz bu sizin o yolda gidebileceğiniz son noktayı gösteriyor ve sağdan devam edip harem sınırlarına girmeden o yoldan ayrılmanız gerektiği belirtiliyor.

    • #78 by Kamil on 05 Ocak 2015 - 19:33

      Gerekli düzeltmeyi yaptım. Teşekkürler. 🙂

    • #79 by Kamil on 05 Ocak 2015 - 19:33

      Bu arada Mekke’de çalışan bir sürü gayrimülim var. Ben kaç tane Alman mühendis gördüm. 🙂

  41. #80 by Sevinc on 24 Ocak 2015 - 08:16

    Merhaba çok güzel yazmışsın teşekkürler. Ama bir soru sormak istiyorum Mekke’de Kabe dışında baş örtüsü zorunlumu? Veya Medine’de?

    • #81 by Kamil on 24 Ocak 2015 - 10:59

      Merhaba.
      Tüm ülkede halka açık her yerde baş örtüsü zorunludur. Şehir veya mekan fark etmiyor.
      Selamlar

  42. #82 by Bora on 26 Ocak 2015 - 13:56

    Dostum merhaba,
    Ben de iki gün önce Haramain hızlı tren projesi için ciddeye geldim, uzun süre kalmayı düşünüyorum, şu kızlı erkekli plajların isimleri veya koordinatları var mıdır? Veya “here” uygulaması vb bir haritadan işaretleyebilir misiniz? Giriş ücretleri /günlük/aylık nedir bilgilendiren olursa çok sevinirim.
    Ayrıca ülkede alkol temin etmenin yolunu bilen/bulan varsa özetlerse sevinirim.
    Teşekkürler.

    • #83 by Kamil on 26 Ocak 2015 - 14:56

      Merhaba,
      O plajların olduğunu söyleyen kişi 27. yorumu yazan Eva adlı kullanıcı. 🙂 Ben öyle bir şey görmedim, çok da inandırıcı gelmedi.
      Bir de yasal olarak konser, parti yapılıyor demiş ki bunlar yasal değil en başta. Bilginin tutarlılığını sorgulamak lazım.

      Alkol konusunda orada bir çevreniz olunca çözümü de bulabilirsiniz diye düşünüyorum. Compound’larda kalıyorsanız size yakın zamanda birisi bu hizmeti önerecektir. Siz siz olun, kendiniz bir yerden almayın. Size getirsinler. Sokakta alkol taşırken yakalanmak sorun çıkarır.

      Size kolay gelsin diyorum. Hızlı treni hızla bitirmenizi dilerim 🙂

  43. #84 by muhlis on 26 Ocak 2015 - 18:21

    Ancak bu kadar guzel gozlemci olunabilinir ve aktarilabilinir

  44. #85 by mert on 28 Ocak 2015 - 16:16

    çok çok güzel bir yazı eline sağlık 🙂

  45. #86 by mete on 28 Ocak 2015 - 22:08

    Çok faydalı ve eğlenceli bir yazı, teşekkürler.

  46. #87 by ali on 29 Ocak 2015 - 09:52

    şükran !

  47. #89 by ayşemrah on 29 Ocak 2015 - 10:01

    MERHABA yazınız bir harika uslübunuz gayet iyi çok başarılı buldum her şeyi dolu dolu anlatmışsınız eşim 6 yıldır arabistan apa da inşaat müh olarak çalışıyordu Türkiye ye dönüş yaptı aradan 2 sene geçti ve şimdi Ciddeye çağırıyorlar bu sefer ben de gideceğim ama çok korkuyorum acaba yaşayabilir miyim ayrıca orada Türk okulları var mı ben öğretmenim özel bir kolejde çalışıyorum orada çalışabilir miyim ? Teşekkür ederim

    • #90 by Kamil on 29 Ocak 2015 - 15:12

      Merhaba,
      Öncelikle güzel sözleriniz için teşekkür ederim. 🙂
      “Orada yaşar mıyım?” çok kişisel bir soru ama yine de cevap vermeye çalışayım.
      Bence yaşarsınız. Aşırı zorluk çekeceğinizi sanmıyorum. Kendi eviniz de istediğiniz düzeni kurabilirsiniz. Cidde Arabistan’daki en rahat şehir.
      En büyük fark sosyalleşme de bence. Bir kadın olarak dışarıda yapabileceğiniz etkinlik az. Eğer bir Compound’da kalıyorsanız oradaki yabancı ailelerle arkadaşlık edersiniz.
      Eşiniz yanında iken zaten çıkıp her türlü aktiviteyi yapabilirsiniz (tabi başınız örtülü olmak zorunda)
      Eğer orada çalışmak istiyorsanız en makbul 2 meslekten birine sahipsiniz. Hemşire ve öğretmenlik en olası 2 kadın mesleği. İş bulur musunuz bilemem ama en uygun mesleğe sahip olduğunuzu söyleyebilirim.

      Selamlar

  48. #91 by ayşemrah on 29 Ocak 2015 - 22:14

    çok teşekkür ederim bilgilendirdiğiniz için

  49. #92 by Mustafa Durdu on 16 Şubat 2015 - 00:46

    Kamil Bey,siz Ciddede kaç sene yaşadınız, ben Ciddede üç yıl Türk okulunda öğretmenlik yaptım,çok yakında yazdıklarınızla ilgili düşüncelerimi yazacağım,selamlar

    • #93 by Kamil on 16 Şubat 2015 - 10:55

      Merhaba,
      Cidde’de yaşamadım. Suudi Arabistandaki 5 farklı şehirde, ortalaması 1 hafta-10 gün olan 9 ayrı ziyaret sırasındaki gözlemlerimi paylaştım. Bunların 1’i dışındaki hepsi fabrika ortamıydı.
      Yorumlarınızı bekliyorum.
      Selamlar

  50. #94 by Mustafa Durdu on 17 Şubat 2015 - 01:29

    Kamil Bey,üç yıl Ciddede yaşadıktan sonra 2013 yılı eylülünde dönüş yaptım,yorumlarınızı keyifle okudum,dil mükemmel,yapılan yorumlara karşı çok hoşgörülüsünüz,içinizde öfke çok çok az demek ki,aynı şekilde gözlemlerinizden anladığım şu ki kesinlikle ön yargılı ve art niyetli değilsiniz, yazdıklarınızın belki yarısı duyumlara dayalı gibi gelmişti bana dün,yazdığınız cevap bu tahminimi doğru çıkardı,ben üç sene boyunca suudilerin oturduğu apartmanlarda yaşadım,arkadaşlarımın tamamı da öyle,yani onlarla içiçe,yaklaşık 15 ay boyunca kornişe yakın bir yürüme parkı vardı orada hergün 1 saat eşimle,bazen kızlarımla yürüyüş yaptım,resmi devlet dairelerine gittim,marketlerde alışverişler yaptım,deniz kenarında yani kornişte 3 yıl boyunca zaman zaman oturduk,çay içtik,gezdik,insanlarla diyaloglarım oldu,yani onlarla içiçeydim.
    Kadınların arabanın önüne oturmalarını sürekli gördüm,yani böyle bir yasak asla yok,eğer arabayı kocası kullanıyorsa kadın önde otururdu,ama arabayı şoför kullanıyorsa kadın arkada otururdu,
    bana bir tek kişi sen müslüman mısın diye sormadı ama Türk müsün diye meraklı olanlar sorardı,hiç müslüman mısın diyen görmedim,şirketlerde çalışmışsınız,oralarda gayri müslim çalışan çok olduğu için belki bu soruya muhatap oldunuz bilemiyorum,
    Ramazanda sokakta yemek yemek yasak, bu doğru,ama hem al Baik, hem her lokanta yemek satardı,dükkanlarda yiyecek ve içecek satışı normal devam ederdi,
    tanımadığın bir kadının fotoğrafını Türkiyede de çekmek yasak,ama mesela kendi fotoğrafını çekerken suudlu bir kadın da kadraja girebilir,böyle bir durumda hiç tepki görmedim,isterseniz böyle fotoğraflardan mailinize gönderebilirim,
    çalıştığım okulda annesi veya babası suudlu olan bir çok öğrencim oldu,zaman zaman onlarla konuşurdum evlilikle ilgili,çok evlilik son derece azmış,ama bizdeki gibi çok yadırganan bir durum değilmiş,yürüyüş parkında veya kornişte veya sokaklarda da öyle yanında çok eşi olan insan görmedim,yani komşularımız vardı net olarak biliyorum,
    araba alana kadar onlarca defa taksiye bindim,pazarlığı başta yapardım,inerken bir defa bile fazla para isteyene rastlamadım,
    orada kadınlar abaye denen elbiseyi giymek zorunda,ama başlarını kapatmak zorunda değiller,böyle bir kural kesinlikle yok,bizzat benim kızlarımın başları açıktı,oradaki Türk okulundaki öğrencilerin tamamına yakınının başları açıktı,nasıl böyle bir gözleminiz oldu anlamadım,
    kadınlar araba kullanamıyor, bu doğru,ama büyük bir kısmının özel şoförleri var,istedikleri her yere gidiyorlar,çoğu zaman da eşleriyle geziyorlar,
    kadınlar taksiyle veya özel araçlarla istedikleri her yere gidebiliyorlar,yanlarında eşlerinin veya oğullarının olması gerekmiyor,belki yurt dışına çıkamıyorlar,onu bilemem,sokaklarda parklarda alışveriş yerlerinde yanlarında erkek olmadan dolaşan kadınları binlerce defa gördüm,yasak olan sadece araba kullanmaları,
    parklarda ve deniz kenarında yani kornişte sigara içen çok kadın gördüm, bu durum onlarda normal karşılanıyor,
    ne alışveriş yaparken ne devlet dairelerinde işlerimizi yaptırırken ne de bankada işimizi yaparken Allah sizi inandırsın bir defa bile bir suudlu sıramı almadı,yani onlar da sıralarını bekliyor,zaten bazı yerlerde bizdeki gibi makinadan sıra numarası alınıyor,
    kadın çalışan az,ama hastanelerde, kız okullarında, iç giyim mağazalarında çalışanların çoğu kadın,alışveriş merkezlerinde de kadınlar çalışıyor,sayıları az da olsa,
    orada kaldığım 3 sene zarfında sadece 3 kavgaya şahit oldum,onlar da çok basit yumruklu kavgalardı,trafik kazalarında veya benzer durumlarda asla kavga etmezler,önce tokalaşıp geçmiş olsun dileklerinde bulunurlar,sonra gerekirse polisi çağırıp tutanak tuttururlar,bizdeki gibi bağırmak çağırmak küfürleşmek levyeyi silahı eline alıp canavarlaşmak yok,
    trafikte kurallara uymadıkları doğru,ama yayalara özellikle bayan yayalara karşı bizden çok daha duyarlı ve anlayışlılar,
    suudluların çok kaba saygısız olduklarını yazmışsınız,bunu yaşadınız mı yoksa duydunuz mu,ama ben onları son derece kibar ve nazik olarak gözlemledim,alışveriş merkezlerinde veya apartmana girerken özellikle yanımda eşim veya çocuklarım varken kenara çekilip bizi rahatsız etmemek için yüzlerini çevirirlerdi,çok yardımsever davranıyorlardı,benim yön bilgim çok zayıf olduğundan defalarca kayboldum,yolumu bulmam saatlerce sürerdi,yolu sorardım çok kibar şekilde yardımcı olurlardı,hatta bir kaç defasında yolu tarif ettiklerinde anlamadığımı görünce arabalarıyla gideceğim yere kadar bana eşlik edenler bile oldu,çoğu yurt dışında okumuş insanlar,dünyayı bizlerden daha iyi tanıyorlar,suudlu öğrencilerimin dediğine göre başarılı her öğrenciye devlet yurt dışında okumasını istiyor ve ayda 2000 dolar gibi bir para veriyor,
    kendilerini özel gördükleri çok doğru,ama bu daha çok hizmet sektöründe çalışan gariban insanlara karşı,yanlarında çalışan insanlara karşı hor ve kötü davrandıklarına ben de şahit oldum,ama Türklere karşı bir hayranlık ve saygı da duyuyorlar, bunu onlarca kişiden gördüm,bu durum özellikle son yıllarda zirve yapmış,
    ben suudlu insanları kadın erkek bizden çok daha mutlu huzurlu gördüm,kader inançları çok güçlü,kavga,gerilim karamsarlıktan uzaklar,hiç aceleci değiller,çok çok rahatlar,maddi sıkıntıları hiç yok,ama düşük maaşlarla kötü işlerde çalışan yabancılar için aynı şeyleri söylemek imkansız,çok israfçılar,o toplum tam bir tüketim toplumu,sözlerini tutmayanları da duydum,
    al baik bay tavuk demek değil,bu şirketin sahibi Lübnanlı,dedelerinin Osmanlı zamanındaki ismi sanırım Hüseyin el Beg imiş,eski Türkçede bey kelimesi beg olarak yazılırdı,bu isim İngilizce al baik olarak yazılır,
    Kamil Bey, orada yaşayan Türklerin çoğu,iş için oradalar,çoğu şeriatla yönetilen bir ülkede yaşamayı kendi iradeleriyle seçmiş değilller,yani ülkeden nefret ediyorlar ama mecburlar, oraya karşı çok çok önyargılılar,o kadar ki 20 yıl orada yaşıyorlar ama turistik bile olsa Kabeyi ziyaret etmiyorlar,buna bir de suudluların attığı kazıklar eklenince bu olumsuz ön yargı daha da artıyor,bu yüzden orayla ilgili yorumları ideolojik ve taraflı oluyor,malesef bu vatandaşlarımız suudlularla ilgili binlerce yalan yaymışlar,
    bir örnek yazayım,rahmetli annem 60 yaşlarında hacca gitti,diyanetin görevlisi araplar,kadınları kaçırıp evlerine götürüyorlar,hanım yapıyorlar,kendinize çok ama çok dikkat edin gibi gerçek dışı şeyler söyleyerek korkutmuş,zavallı kadın hac boyunca korkudan titremiş,bu dediğim 10 yıl önce,malesef diyanet aynı iftiralar devam ediyor,buna göre araplar ırz düşmanı insanlar,daha önce dediğim gibi çoğu batılı ülkelerde okumuş ve kadın görmüş insanlar,yani istedikleri anda kadına ulaşabilirler,para sıkıntısı yok,ayrıca bir kadını kaçırıp yıllarca eve kapatmak mümkün mü yani,
    daha da yazardım ama maalesef yavaş yazıyorum,selamlar

    • #95 by Faruk Selim on 04 Mayıs 2015 - 08:09

      Bravo yorumlarınız Suudi Arabistan gerçeğiyle çok iyi örtüşüyor. Hayatımın üç te biri düzenli tatillerle Suudda geçti. Ve dediklerinizde çok haklı olduğunuza ben şahitlik ederim. Yazarımızın çok güzel bi üslubu var. Fakat İkş aylık bi iş seyahati Suudi Arabistanı anlamaya yetmemiş diye düşünüyorum. Bi fikrimi paylaşmak istiyorum: İtalya daki evli çiftin, yanımda duran annemi baştan aşağı süzdükten sonra On dakikaya kalkıyoruz masaya oturabilirsiniz demesindense arabistandaki evli çiftin annemi rahatsız etme korkusuyla bi an dahi olsa ona bakmadan bana böyle buyrun biz zaten kalkıyorduk deyip yemeklerini alıp yere oturmayı yeğlemesi bana çok daha kibar olduklarını düşündürüyor. Bilmem aynı fikirde olan varmı.

      • #96 by Kamil on 04 Mayıs 2015 - 08:56

        Kibarlık konusunda bizi çok şaşırtabiliyorlar. İçlerinde gerçekten dünyanın başka yerinde göremeyeceğimiz kibarlıkta insanlar var. Ama zıt uçları da barındıyor bu halk (her toplum gibi).
        Gözlemim şu; Birebir ilişkide size hemen her zaman çok iyi davranıyorlar. Sizi birey olarak gördüklerinde genelde sorun yok. Ama topluluk olarak gördüklerinde o saygı değişiyor. Kendi egoları baskın hale geçiyor.
        Bir de şuna bakmak lazım… Bize birey olarak güzel davranan Suudiler bir Hintliye öyle davranmıyor kesinlikle.
        Ve bu yorumum sadece Suudiler için değil, Türkler dahil herhalde tüm dünya halkaları için geçerlidir.

        • #97 by Faruk Selim on 04 Mayıs 2015 - 14:57

          evet Türk olmanın orada büyük avantajı var. Ayrı bi hayranlık besliyorlar. İş arkadaşlık olunca hiçbir milleti kayırmıyorlaR. Konu millet olunca karşılarındakini gözleriyle dövmeye başlıyorlar. En sevmediğim şeydir ırkçılık ve onlarda hat safhada var. Hintlilere gelince de hakk-ı haliniz var. Suudluların bi kısmı için Endonezya, Burma, Bangladeş, Hindistan, Pakistan vs bilumum fakir İslam coğrafyası insanları çok çok alt tabakaymış gibi görülüyor. Allah ıslah etsin ne diyim.

  51. #98 by Kamil on 20 Şubat 2015 - 02:25

    Merhaba,
    Önce memlekete hoş geldiniz diyeyim 
    Cevabınızı aldığımda yurtdışındaydım. Dönünce cevap yazarım demiştim, bu yoğun kar nedeni ile şu anda İstanbul’da mahsur kaldım ve 8 saatlik bir beklemem olacak. Bu vakitte cevap vereyim dedim. 
    Suudi Arabistan yazıma çok tepki alıyorum. Bunların çok büyük bir kısmı sizin de bahsettiğiniz gibi ideolojik. Sen nasıl Araplara laf söylüyorsun, yazdıklarının hepsi yalan, pis yalancı (burada çok kibar davranıyorum, yoksa bayağı sağlam küfür ediyorlar), dinsiz, kafir, vs vs gidiyor. Sizinkisi kadar doyurucu eleştirilere veya görüşlere hasretim. Bilgi olarak ta çok yararlandım mesajınızdan. Bu nedenle teşekkür ederim.
    Yazımda pek tabi ki duyumlara ve okuduklarıma dayanarak anlattığım kısımlar var. Ama bunu (eğer atlamadı isem) mutlaka belirtmeye çalıştım.
    Mesela kadınlarla ilgili kuralları ya okudum ya da oradakiler anlattı. Mesela aile tarafında birlikte oturma kuralını sadece okudum. Kırsal kısımlarda dul kadınların sokağa çıkabilmek için evlenip erkek çocuk doğurmaya çalışmasını Yemenli (Suudi Arabistan’da doğmuş ve orada yaşıyor) birisi anlattı.
    Bazı gözlemlerimin okuduklarımdan farklı olduğunu da belirtmiştim ki siz de aynı noktaları yazmışsınız. Mesela ben de ön koltukta oturan kadın gördüm. Yine anlatılanların aksine sokakta erkeksiz gezen çok kadın gördüğümü (özellikle Cidde’de) gördüğümü yazmıştım. Anlatılan ekstrem durumun da kırsalda uygulandığı söylenmişti.
    Ama sizin bahsettiğiniz gibi sokakta başı açık gezen kadın hiç görmedim. Aslında bir hastanenin önünde hava almaya çıkmış Filipinli hemşireler vardı. Tek gördüğüm sokaktaki başı açık kadınlar bunlardı. Otel lobisinde başı açık yabancı gördüm ama başörtüsü boynundaydı ve dışarı çıkarken hep kapattılar. Siz eşinizin açık gezebildiğini söylemişsiniz. Okulları tabi ki bilmiyorum ama bir kere de hastane deneyimim oldu. Tatsız bir kaza sonrası bir Amerikan hastanesinde vakit geçirdim 6. ziyaretimde ve orada da hemşirelerin büyük bir kısmının başı açıktı. Ama başı açık olarak sokakta gezebilmenin yasal olmadığını çok duydum, okudum ve gözlemlerim de bu yönde.
    Yine sizin tam tersiniz bir durum; bana mutlaka Müslüman mısın diye soruluyor. Ama bunun sebebini tahmin edebiliyorum. Oraya yabancı bir firmaya (genelde Avrupalı) gidiyorum. O firma da sürekli dünyanın farklı yerlerinde mühendisler getiriyor. Takım elbise ile ve İngilizce konuşan biri olarak ve ten rengi olarak ta dışarıdan Avrupalıya benzetilmem normal. Ama adım da Kamil olunca muallakta kalıp soruyor olabilirler. Oysa siz meslek ve çalıştığınız okul nedeni ile bu sorulara maruz kalmıyor olabilirsiniz. Yine sizin öğretmen olarak ailelerle çok çok farklı bir ilişkiniz olmalı. Size karşı saygı duymaları ve öyle davranmaları bana çok normal geliyor. Bir öğretmene farklı davranmalarını beklemiyorum hiç.
    Yine benim gözlemim dışında (sadece gözlemim değil, hem okuduğum hem de anlatılan) ramazanda gündüz yemek satan restoran görmedim. Ama açık olmak gerekirse bir yere gidip sormadım da.
    Fotoğraf konusunda çok uyarıldım, kimseyi çekmemeye çalıştım. Ama bir arkadaşım bir bina fotoğrafı çekti diye makinesini polisin elinden binbir rica ile zor aldı. 
    Gelelim Suudluların kabalık olayına. Cidde’de bir süper markette kasada sıra beklerken sırayı yarıp kasada işlemi yapıp giden Suudlu arkadaşı direkt kendim gördüm. Duyum değil. O sırada bekleyenlerden biri de bendim.  Ve bu ilk ziyaretimde olduğu için kötü bir izlenimle başladık Suudlu-Kamil ilişkisine.
    İlk 3-4 ziyaretimde çok az Suudlu gördüm. Ama sonrasında yazıda da bahsettiğim gibi farklı profillerle de karşılaştım. Son zamanlarda da çok iyi eğitimli ve çok kibar onlarca Suudlu iş adamı ile de görüşüyorum.
    Çok eşlilik konusunda hafızam beni yanılmıyorsa 5 veya 6 kişi ile konuştum ve sadece 1 tanesinin tek eşi vardı. Ve kesinlikle ikinci bir eş istemem demişti. Bu arada bu 5-6 kişinin 3 tanesi Suudi Arabistan’da yaşan Yemenlilerdi.
    Yine bir fabrikada bordroda olup hiç çalışmayan bakım mühendisi Suudluya çay iç ama üretim sahasına girme dediklerinde oradaydım (Arapça konuştular, tam anlamadım ama ev sahibim çay içen arkadaşı bayağı çekiştirmişti arkasından  )
    Taksi konusunda da ya şanssızım ya da turist görüntüsü başıma bela oluyor. İngilizce konuşunca ve elinizde kocaman bir fotoğraf makinesi olunca gel beni kazıkla diye bağırıyorsunuz belki de. Çünkü çok taksi anım var. 2-3 istisnai olay olduğunu söyleyemem. Belki Arapça konuşsam böyle olmazdı.
    Kavga ile benim de hiçbir gözlemim olmadı böyle bir yorumda yapmadım. Size katılıyorum. Sakin insanlar. Hatta fazlasıyla sakin ve gamsız bir görüntüleri var.
    Zaten her şey bir yana, bir toplumu toptan iyi veya kötü diye kategorize etmek ne mümkün ne de adil. Suudlar da ortaya karışık bir toplum. Haklarında sizin de söylediğiniz gibi ideolojik sebeplerle anlatılan çok kötü hikaye var. Ben de bunlardan etkilenip yazıma duyum olarak eklemiş olabilirim. Zaten bazılarının aksini gözlemledim ve onları da yazdım. Ama bazı tatsız olaylarda yaşadım.
    Tekrar teşekkür ederim yorumunuz ve inceliğiniz için. Diğer yazılarıma da beklerim bu arada.

    • #99 by Kul on 09 Nisan 2015 - 01:03

      Cook begendimm ve cok guldummm yaaa gozunu sevdigimmin turkiyesi deyesim geliooo hani diyorlaryaa burda avrupada turkler kultursuz diye halt etmislerr bu arap ulkelerini bole duyunca goruncee belli oluo zatenn neyin ne oldugnuu allah ulkemizi korusun!gelelim yazidaki suudilere yazik yazikk onlaraaa kutsal topraklardaa peygamberimizin izinden gitmiyorlar gitseler zaten medeni olurlar allah onlari imtihan edioo alin size kutsal toprak bakalim napcaksiniz diye alin size petrol kim kime yedircek diye adam larr istedikleri kadini aliolar köle gibii gözümden besss para etmezler onlarin karilarin gözündede etmezler sanirimm adamlar bes para etmez yazik insanlik nolmusss nereye gitmeye devamm ediooo kadinlarin hic bi hukmuu yok olmadigi icin zaten bu konumdalar butun o tarz ulkeler! dinsiz degiliz elhamdullilah !amaa allah kadin erkek.ayirmamis kurani kerimde insan demis bu zulumlerin illakii bi hesabi olacaktir suphesiz allah onlara merhamet etsin diyorum bir musluman olarak sizin cevap yazinizda kafir falan diyorlar onlarada uzluyorum benn . is icin gitmis ve biraz da mizah laa anlatmis nolmus yanii inciler mi dokuldü insan bize gore su durumda duzenli bi yerden duzen olmayan yere gidip tee bole seyler gormesi hayal kirikligna ugratio helekii kutsal topraklardaa allahtan bole guzel bi vatanimiz var da rahatiz diyorum arada bizdede ayrimcilik oluo ama yine sukur diyelimm iyiki bizimm ulkemiz guzel ve rahat isteyen istedigi gibi dolasio yiyoo icioo sicioo sonuc zorla bisey olmuoo herkes kendi bacagindan asilacak diye bisey var herkes kendi gunahindan sorumluu ne örf ne adet bunu degistirr …..bu yaziyaaa hac umre seyahiti planliyordum öle denk geldi cok komik buldumm …saygilar

  52. #100 by vecihe on 18 Nisan 2015 - 19:58

    Merhaba
    Eşim 25 yıldır taif te çalışıyor. Haziran da bizde çocuklarla gitmeyi düşünüyoruz. Eşimin anlattıklarıyla sizin yazdıklarınız aynı. Yaz tatilinde gitmeye değermi. Başka tavsiyeleriniz varmı.
    Şimdiden teşekkürler

    • #101 by Kamil on 18 Nisan 2015 - 21:40

      İşte bunu anlamıyorum ben de. Sizin eşiniz de benimle aynı şeyleri anlatıyor. Bir çok insan da evet ben de aynı şeyleri gördüm diyor. Ama sonra blogda bazı yorumlar geliyor ve “Anlattıklarınız tamamen hayal ürünü, Suudi Arabistan öyle bir yer değil” diyor. Sanki uydurmuşum gibi bir durum oluyor. 🙂

      Bence gidin yaz tatiline. Değişiklik olur. Kısa süreli bir ziyaret kötü olmaz bence.

  53. #102 by sıddık on 30 Nisan 2015 - 23:58

    Helal Olsun .çok guzel yazmışsınız hepsi doğru

  54. #103 by Faruk Selim on 04 Mayıs 2015 - 07:46

    En başta sabahın 7sinde beni bu uzun yazıya bağlayacak kadar akıcı ve bana gerçekten hitab eden yazı dilinizin üstünlüğünü tebrik ederek, acizane bikaç uzun 🙂 yorumda bulunmak istiyorum.

    Suudi Arabistan a 27 kere gitme ‘şansım’ oldu. Bu seyahatlerimin büyük çoğunluğu ibadet amaçlıydı. Amaç gezmek görmek dahi olsa içinde yine de ibadet hedefi vardı. Bu seyahatler esnasında Suudi halkını dillerini de bildiğim için yakından tanıdığımı, doğru gözlemlediğimi düşünüyorum.

    Söylediğiniz biçok şeyde hakkınız var, bana yanlış gelenlerin birçoğunda da tahmin ettiğim kadarıyla kültür farkından dolayı yine hakkınız var. Kültür mevzuunun tartışmaya açık bi konu olduğunu düşünmüyorum. Ve insanlar, özellikle Türk ve Avrupa insanı Suudi Arabistan ı değerlendirirken kendi yaşam standartlarını kıstas almamalılar. Kastettiğim konuyu ne kadar anlatabildim bilmiyorum ama örnek verecek olursak; Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanamıyor olmasını algılarken kendi süzgeçlerimizi değil de onlarınkini kullansak daha sağlıklı olur. Nedeni şu: araba kullanamayan Suudi kadınının aracın bulunduğu yere özel şoför veya kendine nikah düşmeyen birisiyle gitmesi koşuluyla uçak kullanmaya hakkı var. Ki uçak kullanan kadın sayısı azımsanamayacak kadar çok. Yasa olarak var olup dediğiniz gibi esnetilmiş çok fazla kanun var. Bunların arasında bekar bi kadının fotoğrafını çekerseniz babasının sizi hemen evlendirecek olması kanunu da var. Mantıklı bakacak olursak milyon dolarları gözünü kırpmadan harcayabilen bi adam çulsuz bir Türk gencine (21-ben kendim) neden o ırkını çok üstün gördüğü kızını versin. Kuralları, gereksiz derecede ince çizgi kanunları vs vs i değil de en çok canımı sıkan gerçekten büyük bir kısmının ciddi boyutta egoist olması.

    Suudi Arabistan ne haberlerde gördüğümüz vahşet içerikli sahnelerin sık yaşandığı karanlık bi ülke, ne de insanlara devlet tarafından zulmedilen bi ülke. Tam aksine bazı noktalarda bu ülke Türkiye’den çok daha rahat edebileceğiniz bi ülke. Demedi demeyin. Bir Türkiye insanın yaşayabileceği en enteresan deneyimlerden olsa gerek Suuda gitmek. En büyük sebebi de bence yönetimin farklı olması, kültür farkının büyük olması vs değil çok fazla önyargıyla yaklaşılan bu ülkenin aslında gerçekten kendine has güzelliklerinin olması Ve insanı şaşırtması.

    Mesela çok kaba olarak bildiğimiz Arap insanların arasında üç ay kalıp ülkeme döndüğümde Türk insanının aslında ne kadar kaba olduğunu farkettim. (bu bir özeleştiridİr.) Aynı kanı taşıdığım bi adam oturulucak yer olmayan bi avm yemek katında onlarca boş sandalyeye poşetlerini otutturup insanların ayakta kalmasını umırsamazken aynı durumda Suudda insanların beni ve millet ayırmadan diğer tüm insanları masalarındaki boş yerlere çağırdığı hadiselerin yüzü aşkın keredir şahidiyim. Ve daha niceleri..

    Yemek konusunda Cidde dünya mutfağının abartısız tüm zenginliğini en uygun fiyatlarla barındıran sayılı gözde yerlerdendir. Fransız,İtalyan,Osmanlı,Japon vs vs biçok mutfağı meşhur şefleriyle hizmetinize sunar. Benim tavsiyem nedir dersek kesinlikle kızıl deniz mahsulü balıklardır. Şu da bi dipnot Mekke ve Medine yüzlerce Türk lokantasıNa ev sahipliği yapar. Her elli metre de bir kolaylıkla döner kesen Hatay’lı İbrahim abiye, Konya etli ekmeği üreten Süleyman amcaya, ramazan pidesi yapan Trabzon isimli fırına rastlamanız işten değil.

    Kötü yanları hiç mi yok? Elbette ki var. Türkiye gibi cennet misal bi memleket ile Suud gibi alabildiğine çöl bi memleketi kıyaslaayamayız bile bu bi gerçek.

    Yazılarımın Suudi Arabistan yetkili lansmanı niteliğinde olmasının sebebi siz değerli Türk vatandaşların endişe etmemesine katkıda bulunmak.

    İnsanlar Size sizin onlara yaklaştığınız gibi yaklaşırlar. Bunun böyle olduğunu en iyi kıymetli gezgin yazarımız bilir. Sizi çok sevdim.

    Haaa bide… Şu Suudlunun markette en arkadan gelip öne geçmesi var ya. Kanunen yasaktır. Bu ve gibi olaylar Türkiye de sıklıkla olur. Lakin Suudda imkanı yoktur. İki yolu var o da öne geçen müşteri ya oranın sahibidir müşterisi değil ya da kadındır çünkü kadın kasiyer olmayan yerlerde kadınların önceliği var. Kadınlar markette, butik vb giyim mağazalarında, büyük şirketlerde, parlamentoda, tv spikerliğinde, hastane, pastane, okul gibi yerlerde ve daha biçok yerde çalışabiliyorlar. Bahsettiğimiz çalışamama durumu bundan otuz yıl öncesi Suudi Arabistanı. En önemli anektot: Suudi Arabistan iyi yönde hergün büyük adımların atıldığı, hızlı gelişimli, yaşam standardı yüksek bi ülkedir

    • #104 by Faruk Selim on 04 Mayıs 2015 - 08:16

      Bideee gece kulüpleri, sahilleri bi yorumda bahsedilmiş. Hepsi doğru. Dahasıda var. İbadet seyahetinin haricinde eğlence mekanları da azımsanamayacak rakamlarda turist çeken noktalardır. İyi eğlenceler.

      • #105 by Kamil on 04 Mayıs 2015 - 08:57

        Sahilleri olduğunu düşünüyorum (görmemiş olsamda). Ama gece kulüplerini gerçekten bilmiyorum. Benim bilmiyor olmam yokluğu anlamına gelmiyor ama hiç kulağıma da gelmedi, öyle bir hava da sezmedim.
        Ama iki kişi aynı yorumu yaptı ise mutlaka doğruluk payı vardır.

    • #106 by Kamil on 04 Mayıs 2015 - 08:48

      Merhaba,
      Güzel ve nazik yorumunuz için çok teşekür ederim.
      Yorumunuzdan oldukça bilgilendim.
      Suudi Arabistan’ın hızla değişen bir ülke olduğu konusunda da sizinle hem fikirim.

      • #107 by Faruk Selim on 04 Mayıs 2015 - 13:09

        Çok kibarsınız teşekkür ederim. Tüm yazılarınızı okuyacağım.

  55. #108 by ertugrul on 23 Haziran 2015 - 16:48

    Gitmekten vazgectim

    • #109 by Kamil on 23 Haziran 2015 - 16:50

      Yapmayın yaaa. Gidin görün. Benim yüzümden gitmeyince birisi kendimi sorumlu hissediyorum. Bunca insan gidiyor belki de ben kılımdır? 🙂

  56. #110 by Can on 26 Haziran 2015 - 01:00

    Namaza cagrildigimizda nasil siyrilabilecegimiz hakkinda tavsiye veren kimsenin hangi sozune guven duyulur. Allah kullarindan haberdardir, isine de hakimdir.

    • #111 by Kamil on 28 Haziran 2015 - 09:22

      Merhaba,
      Haksız sayılmazsınız, benim sözlerime güvenmenizi beklememem haricinde. Kaldı ki ben de internette yazılarını okuduğum birine güvenmezdim.

      Net olmamış olabilir o nedenle tekrar açıklamak isterim. Elbetteki namaz’a karşı bir tavrım veya olumsuz yaklaşımım olamaz. Hoşlanmadığım durum bir kulun başkalarını namaz kılmaya zorlamasıdır.
      Selamlar

      • #112 by mustafa on 16 Ağustos 2015 - 00:40

        Yazinizi kismen begendim fakat bazi noktalarda aşırı derecede insanlara muslumanlik ve doğu insanlarini ezme havasi hissetdim sizin oraya dediğiniz gibi sadece normal şehir olarak değerlendirmeniz bunlari soylemenizi de gerektirmez bence insanlar oralari ruyalarinda gormek icin bile dua ediyor boyle bir mubarek ortam icin yorumlariniza biraz daha dikkat etmelisiniz

        • #113 by Kamil on 16 Ağustos 2015 - 08:05

          Öyle bir amacım olmamasına rağmen öyle hissedilmesine üzüldüm. Eğer o his oluştu ise bir yerlerde bir şeyler kaçmıştır.
          Geçen hafta Medine’deydim ve son seyahatimle birlikte yazıyı güncellemeyi düşünüyordum. Tekrar düzenlerken yorumunuzu göz önünde bulunduracağım.
          Selamlar

  57. #114 by smtinho on 07 Eylül 2015 - 22:12

    öncelikle kimseye aldırış etmeden sıkılmadan ezmeden hor görmeden herkesin görüşlerini saygı ile karşılayıp cevap yazmışsın sabırından ötürü tebrik ederim yazıların çok güzel zevkle takip ediyorum 2-3 ay sonra inş iş durumu için gidicem mekkeye çok faydalı oldu yazdıkların bu arada merak ettim kaç dil biliyorsun cevabın için şimdiden tşkler 🙂

    • #115 by Kamil on 13 Eylül 2015 - 21:31

      Teşekkür ederim takdiriniz için.
      Ana dilim dışında, tam anlamıyla bildiğimi söyleyebileceğim tek dil İngilizce. Ama Latin kökenli dilleri hayatımı idare ettirecek kadar anlayabiliyorum sanki. Mesela İtalyanca ile aram pek iyi. 🙂

  58. #116 by Recep on 20 Ekim 2015 - 02:15

    Malumunuz Hac için bizden çok para alıyorlar, biz de ne tür bir ticaret yapıp, giderlerimizi karşılayabiliriz? Ne tür şeyler orada çok ucuz ve alıp, ülkemize götürebiliriz? Cezabınız için şimdiden teşekkürler, Allah’a emanet!

    • #117 by Kamil on 03 Kasım 2015 - 12:55

      Merhaba,
      Açıkçası ticaret yapma gözü ile pek bakmadım ama gördüğüm kadarı ile oradaki her şey bir şekilde karşılanıyor. Hediyelikler hep Çin malı olmuş. Buradan oraya ne gider sorusunun cevabı yok.
      Oradan ne gelir derseniz ilk görünen şey hurma ki bu da çok karlı durmuyor. Kamyonla, gemiyle 1 konteyner getirmediğiniz sürece oradan alacağınız hurma burada migrostakinden pahalı olacak. Ancak çok özel ve değerli hurma çeşitlerini getirirseniz ve ondan anlayan insanları bulabilirseniz bunun ticareti olabilir. Medine hurmalarının bazı cinsleri cidden çok pahalı.
      Aklıma çok ta başka bir şey gelmedi.
      Selamlar

      • #118 by Mahmut on 04 Kasım 2015 - 14:52

        Merhaba,
        Riyadh da calisan ve yasayan biri olarak soyleyebilirim ki, Suudi Arabistan dan Turkiye ye goturuldugunde en cabuk paraya cevrilebilecek ve en cok kar ettirecek sey iPhone dur.. Sirt cantaniz ve bavulunuzda toplam 3-4 adete kadar getirebilirsiniz. Su anda 3100 liradan satilan iphone 6s – 16gb icin buradaki maliyet ortalama 2000 tl civarinda.. Turkiye de 2400 liraya satsaniz zaten 4 cihazda 1600 lira birakiyor..

        • #119 by Kamil on 04 Kasım 2015 - 22:29

          Mantıklı 🙂

        • #120 by Recep on 08 Kasım 2015 - 01:42

          Suudi Arabistan’da altın ucuz mu, Türkiye getirip satsak???

          • #121 by Kamil on 08 Kasım 2015 - 10:30

            Çok ciddi fark olmayabilir. Olsa da en karlı ticaretin IPhone ile yapılabileceğini düşünüyorum.

          • #122 by Mahmut on 08 Kasım 2015 - 14:29

            Altin, dolar ile alinip satilan bisey oldugu icin tum dunya uzerinde nerdeyse ayni fiyattadir. Burada gordugum kadariyla da altin fiyatlari Turkiye ye gore asagi yukari ayni seyrediyor..

  59. #123 by Hülya Merdu on 06 Kasım 2015 - 11:21

    Selamlar, Cidde yazınızı itinayla okudum 🙂 Eylül 2016’da çok sevdiğim şehir İstanbul’u bırakıp evliliğim dolayısıyla Cidde’ye yerleşeceğim. Tabii ki bir bayan olarak çok fazla endişelerim kaygılarım var : ( Orada nasıl bir yaşam beni bekliyor bilemiyorum. Bayanların olduğu alanlara giremediğiniz için aslında merak ettiklerimi de size soramıyorum 🙂
    Güzel yazınız ve paylaşımlarınız için teşekkürler…

    • #124 by Kamil on 07 Kasım 2015 - 10:16

      Kaygıya gerek yok. Farklı bir deneyim olarak bakın bence. Güzel olacaktır eminim.

    • #125 by مروە on 11 Mayıs 2017 - 22:24

      Kusura bakmazsanız gittiyseniz bana bilgi verirmisiniz? Benzer bi vaka var da.

  60. #126 by Ergün Yıldız on 08 Aralık 2015 - 17:06

    maşşallah maşşallah güzel yazı olmuş 🙂 , yorumlarında tamamını okudum oradanda güzel bilgiler edindim. Herne kadar gitme gibi bir fikrim olmasada butur yazılar gezi programı seyrediyormuş hissi uyandırıyor bende , inşaallah gezdiğiniz 55 ulke ninde yazılarını paylaşırsınız

    • #127 by Kamil on 08 Aralık 2015 - 17:08

      Yazı yazacak kadar detay toplamak için defalarca gitmek gerekiyor. O nedenle hepsi zor. Ama facebook ta çok daha sık paylaşıyorum.

  61. #128 by Kızılhan on 03 Nisan 2016 - 07:31

    Çok begendim
    Güzel bir anlatım olmuş

  62. #130 by ÇağdaşN on 29 Nisan 2016 - 14:59

    Merhaba Kamil Ağabey,

    Yazılarını keyifle okudum, amme hizmetini ciddi bir şekilde ve sabırla yapmandan dolayı tebrik ve teşekkür ederim.

    Bir çırpıda kendini okutan yazılar.. Çin, Hollanda, Ukrayna ve Singapur kaldı okumadığım, okuduklarımı da 1 hafta gibi bana göre kısa bir süre içinde tamamladım (tüm yorumlar dahil). 4 ülkeyi de okuduktan sonra hedefim facebook sayfan olacak.

    Yazı dili eğlenceli ve yazıların birinci amacı ön yargıları yıkmaya yönelik olması, bu da yazıları çok güzel sivriltiyor. Kesinlikle bunun tadı yeterinde olmuş, ufacık alay sezinlemedim. Sesli güldüğüm yerler çok oldu. Örneğin din amaçlı gezi haricinde Suudi Arabistan’a ön yargı ile bakanları eminim olumlu yönde dönüştürdü. Bütün yazılarınızda bu var. Aslında farklılıkları dile getirirken ortak noktalar insanlık olarak gözümüze daha güçlü takılıyor.

    Suudi Arabistan da umarım hızlı düşen petrol fiyatlarının yarattığı gelir açığını kapatmak için iş hayatında daha rekabetçi olacak, o topraklardaki insanların kültürel hayatlarındaki bazı zayıf yanları daha duyarlı olmaya doğru evrilecek ve dünyaya daha fazla katkı yapan bir Orta Doğu ülkesi göreceğiz.

    • #131 by Kamil on 29 Nisan 2016 - 15:12

      Güzel ve detaylı yorumun için çok teşekkür ederim Çağdaş.
      Miami’ye giderken yolda okumak Mutlu etti. Bu seyahat sonrası uzun zamandır güncellenmeyi bekleyen ABD izlenimlerini bu yorumun gazıyla aradan çıkarırım.
      Okumadıkların içinden Singapur’u ve Çin’i öncelikli tavsiye ederim.
      Selamlar

  63. #132 by İremnur on 23 Ağustos 2016 - 23:09

    Oradaki insanlar iyi de olsa kötüde olsa Mekke Peygamber Efendimiz(SAV)’in doğduğu şehir mübarek bir şehir.
    “Mekke şehir olarak Cidde’ye göre oldukça kötü durumda ve çirkin bir şehir.” demişsiniz.Mekke
    asla çirkin şehir olamaz. İnşallah farkında olmadan ve bilmeyerek yazdığınız bir cümledir. 😐

    • #133 by Kamil on 02 Eylül 2016 - 08:51

      Merhaba,
      Bahsettiğiniz yorum bir şehir için yapılmıştır. Manevi yönden değil, şehircilik ve estetik açıdan yapılan bir eleştiridir.

      Peygamberimizin o şehirde doğmuş olması ancak manevi olarak o şehire bir değer katıyor olabilir.

      Eğer gidip görürseniz sizin de şehirin yaşanılan yerleri hakkındaki yorumlarınızı duymak isterim (mescidi haram dışındaki her hangi bir yerin).

      Selamlar

      • #134 by İremnur on 15 Eylül 2016 - 21:44

        Kadınların başı açık gezebildiği yer var mı merak ettim

        • #135 by Kamil on 15 Eylül 2016 - 22:00

          Tekrar merhaba, Açıkçası pek yok. Ancak Cidde’de ve Khobar’da (ki buralar yabancıların yoğun yaşadığı bölgeler) akşam saatlerinde market içinde başındaki örtüyü omuzlarına indiren yabancı kadınlar gördüm. Ama sokakta, günlük yaşamda pek görmedim. Bana söylenen Cidde ve Khobar bir istisna. Riyad ve taşra kısmı çok daha sıkı, din polisi çok aktif.

  64. #136 by Murat on 01 Eylül 2016 - 17:56

    Kamil Bey; güzel ve detaylı anlatımınız için teşekkürler. Riyad’tan gelen bir iş teklifini değerlendirirken yaptığım aramalarda rastladım yazınıza ve keyifle okudum. aklımda kalan tek soru; “bu ülkeye gidip çalışmak için, şu anki maaşımın ne kadar fazlasını istemeliyim?” bu hususta da yönlendirmede bulunabilirseniz çok sevinirim. Teşekkürler . iyi çalışmalar

    • #137 by Kamil on 02 Eylül 2016 - 08:53

      Merhaba,

      Bu soruya cevap vermek çok zor. Öncelikle burada aldığınız maaşı bilmeden, burada alabileceğiniz en yüksek maaşın şu an ne kadarını aldığınızı bilmeden yorum yapamam sanırım.

      Asgari ücret alan birisi 3 katını almalı belki (ama bu da zor, hintliler, pakistanlılar çok ucuza çalışıyor zaten). Ama Ayda 15000 TL kazanan bir yönetici %50 fazlasına gidiyor olabilir.
      Bir de aile ile gidilecekse evin nasıl karşılanacağı var. Compaund da kalacaksanız ve bunu şirket vermiyorsa maaşın yarısı zaten oranın kirasına gidecektir.

  65. #138 by Taner on 02 Eylül 2016 - 08:48

    Cok guzel detayli olmus

  66. #140 by Mehmet on 20 Eylül 2016 - 12:39

    Adam Yahudilerin ustun ırk olayını muslumanlara yamamış çaktırmadan çok şeyi İslami kalbe sahip olmadan anlayamamış.Tam bir laik kafa…

    • #141 by Kamil on 22 Eylül 2016 - 06:48

      Açıkçası mesajınızı tam anladığımı söyleyemeyeceğim.

  67. #142 by Aylin şimşek on 26 Aralık 2016 - 15:17

    Uzun olmasına rağmen sıkılmadan keyifle okudum sayende bir çok yer hakkında bilgi sahibi oldum yazı dilin de son derece içten eğlenceli ve akıcı umarım bize de nasip olur Yen’i yerler görmek 😊

    • #143 by Kamil on 26 Aralık 2016 - 16:11

      Niyet olduktan sonra nasip de olur 🙂
      Teşekkürler yorum için.

  68. #144 by Zübeyde on 08 Şubat 2017 - 07:32

    İlk defa bir ülke izlenimlerini bu kadar net ve açıklayıcı bir şekilde yazılmış buldum. Yazınızdan çalıntılar veya çalınmışlıklar var. Yazının tümüyle size ait olduğunu varsayarak yüreğinize ve kaleminize sağlık diyorum.
    Saygılar

    • #145 by Kamil on 08 Şubat 2017 - 16:12

      Merhaba,
      Yorumunuz için teşekkür ederim öncelikle.

      Ama çooook merak ettim, gerçekten. 🙂
      Yazının bana ait olduğunu varsayma ihtiyacını hissettiğinize göre aksi yönde düşündürecek bir şey gördünüz. Onun ne olduğunu duymayı çok isterim. 🙂

      Her kelimesi her virgülü benimdir blogun. Başka yerlerde alıntı oldu ama genelde adımla.

  69. #146 by arzu on 24 Şubat 2017 - 03:31

    Öncelikle güzel anılarınızı ve tecrübelerinizi aktardığınız için çok teşekkür ederim. benim size bir sorum olacak.. öncelikle iç mimarım. burada bir arap girişimci ile tanıstım.. ilkin cidde de çok amaçlı bir bina tasarımıyla ilgili bir işte anlaştık sonrasında istanbul da taksimde bir küçük butik otel tasarım için el sıkıştık farklı projelerde de destek vermek üzere söz aldık. şimdi bahsetmiş olduğum işlerle alakalı olarak fiyat teklifi vermem gerekiyor. türkiye koşullarını mı baz almalıyım yoksa yurt dışında farklı mı oluyor. hiç yurt dışı tecrübem yok bilgi edinebileceğim kimsede yok. yani düz ve amiyane tabirle fazlada bir fiyat vermek istemiyorum sürekliliğin olması için çokta cüzzi bir rakam söylemek istemiyorum bundan sonraki süreçler de (eğer olursa) başımı ağrıtmasın diye nasıl başlarsa öyle gider sonuçta. umarım okursunuz ve dönüş yaparsınız. şimdiden çok teşekkür ederim.başarılar iyi çalışmalar

    • #147 by Kamil on 24 Şubat 2017 - 05:19

      Merhaba,
      Öncelikle arap dediğiniz kişinin nereli olduğunu öğrenmek gerekli. Hangi ülkeden olduğu birçok şeyi değiştirecektir.

      Yazıyı yazdığınız ülkeden ve ilk çalışmanın Cidde’de olacak olmasından yola çıkarak Suudi olduğunu kabul ederek devam edeceğim.

      Öncelikle fiyat konuşulmadan el sıkışma durumu biraz ilginç geldi. 🙂
      Bu kısıma yorum yapmıyorum.

      Ama kendi deneyimlerimden şunu söyleyebilirim ki Suudiler iş yaparken fiyata önem vermez. Fiyat çok diye işten vazgeçmezler. Yani fiyat kararları için bir parametre değildir.
      Ya da değildi demem lazım çünkü takip ediyorsunuzdur, son 2 yıl içinde petrol fiyatları düşünce Suudi Arabistan ekonomisi inanılmaz bir çöküş dönemine girdi. Suudi hükümeti ilk kez IMF den borç aldı. Yetmedi tekrar aldı. İlk kez vergi almaya başlıyor vatandaşlarından ve yine ilk kez memurlarının maaşlarını ödeyemedi.
      Bir süredir Suudilerle iş de yapamıyoruz. Yani fiyata önem vermez argümanım artık geçerli olmayabilir. Tabi bu sıkıntı çoğu Suudi’yi etkilemedi. Sizin görüştüğünüz kişi hala yatırım yaptığına göre etkilenmemiş diye düşünebiliriz.

      Suudi’de çalışan yabancılar normaldan daha yüksek maaşlar alırlar. Hayat şartları çok iyi olmadığı için expatların maliyetleri yüksektir. Onlar da buna alışıktır. Kesinlikle Türkiye’den daha yüksek bir ücret talep etmelisiniz. Ama ne kadar yüksek ben yorum yapamam.Yine de %50 den az olmamalı derim. Ama kesinlikle ucuz fiyat vermeyin.İtici olabilir.

      İkinci konu da ödeme zamanı…
      Fiyatı sorun etmezler ama ödeme yapmada da çok isteksizlerdir. Parayı önemsedikleri için değil, nazlı oldukları için. Ona buna bahane bulup onları düzelttirmek isterler ve bunun içinde ödeme yapmayı koz olarak kullanırlar.
      Biz ortadoğu ülkeleri ile hep peşin paraya çalışıyoruz. Her seferinde biz peşin ödemeyiz derler. Peki o zaman iyi günler deriz. Sonra kabul ederler.
      Sizin mesleğinizde peşin çalışma yaygın değil ise en azından yarısını peşin almaya çalışın derim.
      Başka sorunuz olursa direkt mail de atabilirsiniz.
      Selamlar

  70. #148 by kumrulu4h2011 on 18 Mart 2017 - 21:11

    Merhaba.Yazınızı,Umreye gidecek biri olarak araştırma yaparken okudum.Elinize sağlık gerçekten hoş bir anlatımınız var. Benim sormak istediğim şey şu; internette sigaranın artık yasak olduğu filan yazıyor.Otellerde sigara odası gibi bir şey var mı? Veya otel odalarında içilse alarm çalar mı?Ya da kıyı köşe fark etmez,nerede içilebilir?Sigara kullanan biri olarak sıkıntı çekeceğim gibime geliyor da 😊

    • #149 by Kamil on 18 Mart 2017 - 21:26

      Merhaba, avmlerde ve havaalanında artık kapalı mekanlarda sigara yasak ama çok sıkı uygulanmıyor gibi. Her yerde kültablası var. Otellerde sigara içilen içilmeyen odalar var diye görüyorum. Hatta ben sigara içilmeyen oda istesem de sigara kokusu alıyorum. Sokakta ise zAten içersiniz.
      Sonuçta Türkiye’den daha gevşek bir sigara yasağı var.
      Şimdiden allah kabul etsin. 🙂

  71. #151 by bilgehan celebi on 19 Nisan 2017 - 13:47

    kral abdullah’tan sonra kraliyet üçüncü kuşağa geçecek denilmiş ama öyle olmadı, mevcut kral selman’da abdüaziz’in oğlu.

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Selman_bin_Abd%C3%BClaziz_el-Suud

  72. #152 by مروە on 11 Mayıs 2017 - 22:18

    Biraz iğneleyici bir yazı.. ordaki kuralcılığın yüzde onu ülkemizde yok.. Şeriata ait kurallara uymaları evet lillahilhamd güzeldir.. fakat bazı seyler tuhaf.. su fotoğraf meselesi ve kral gibi. Dini bi bağlantısı yoktur. Ayrıca kadınların yüzü örtük çünkü 2 mezhebte kadının tüm vucudu avrettir. Vesselam.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: